Hırsızlık suçundan suça sürüklenen çocuk ...’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141/1, 143, 31/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 8 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince suça sürüklenen çocuk hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Karamürsel Asliye Ceza Mahkemesi'nin 12/04/2012 tarih, 2011/42 Esas ve 2012/136 Karar sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, suça sürüklenen çocuğun deneme süresi içerisinde yeniden suç işlediğinden bahisle 5271 sayılı Kanun’un 231/11. maddesi uyarınca 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141/1, 143, 31/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 8 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mezkur Kanun'un 50/1-f maddesi gereğince kamuya yararlı bir işte çalıştırma seçenek yaptırımına çevrilmesine dair Karamürsel Asliye Ceza Mahkemesinin 24/06/2015 tarih, 2014/688 Esas ve 2015/451 Karar sayılı kararının infazı sırasında, suça sürüklenen çocuğun seçenek yaptırımın gereklerini yerine getirmediğinden bahisle 5237 sayılı Kanun’un 141/1, 143, 31/3 ve 62/1. maddeleri gereğinde hükmedilen 8 ay 10 gün hapis cezasına ilişkin ilamın anılan Kanun'un 50/6. maddesi uyarınca aynen infazına dair aynı sahkemenin 05/02/2016 tarih, 2014/688 Esas ve 2015/451 Karar sayılı ek Kararı ve Karamürsel Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapılan değişiklik nedeni ile infazda tereddüt hasıl olduğundan değerlendirme yapılması talebi üzerine, kesinleşen kararlar bakımından uzlaşma hükümlerinin uygulanmasına yasal olanak bulunmadığından bahisle talebin reddine ilişkin Karamürsel Asliye Ceza Mahkemesinin 31/01/2017 tarih, 2014/688 Esas ve 2015/451 Karar sayılı ek Kararı aleyhine Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 12/07/2017 gün ve 94660652-105-41-3716-2017-KYB sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01/08/2017 tarih ve 2017/45389 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmiştir.
MEZKUR İHBARNAMEDE:
Yukarıdaki olay özetlenerek;
1-Karamürsel Asliye Ceza Mahkemesinin 05/02/2016 tarih, 2014/688 Esas ve 2015/451 Karar sayılı ek kararı yönünden yapılan incelemede;
Benzer bir olay nedeniyle Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 16/01/2013 tarih, 2012/24704 Esas ve 2013/274 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/4. maddesindeki “Çocuklar hakkında hükmedilen adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde, bu ceza hapse çevrilemez.” şeklindeki düzenleme ile 5237 sayılı Kanun’un 50/6-7. maddesindeki "Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet Savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesi hâlinde, hükmü veren mahkeme kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar derhâl infaz edilir. Bu durumda, beşinci fıkra hükmü uygulanmaz. Hükmedilen seçenek tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle yerine getirilememesi durumunda, hükmü veren mahkemece tedbir değiştirilir." şeklindeki hükümler birlikte değerlendirildiğinde, hakkında seçenek tedbire hükmedilen ve suç tarihinde 18 yaşını tamamlamamış olan suça sürüklenen çocuğun hükmolunan seçenek tedbiri yerine getirmemesi halinde, belirlenen cezanın maddede öngörülen diğer bir seçenek tedbire çevrilmesinin zorunlu olduğu cihetle, suça sürüklenen çocuk hakkında başkaca bir seçenek tedbire hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hapis cezasının aynen infazına karar verilmesinde,
2- Karamürsel Asliye Ceza Mahkemesinin 31/01/2017 tarih, 2014/688 Esas ve 2015/451 Karar sayılı ek kararı yönünden yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30/10/2007 tarih, 2007/4-200 Esas ve 2007/219 Karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere, uzlaştırma kurumu her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253 ve 254. maddelerinde hüküm altına alınarak usul hukuku kurumu olarak düzenlenmiş ise de, fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi hukuka da ilişkin bulunması nedeniyle yürürlüğünden önceki olaylara da uygulanabileceği, bu uygulamanın sadece görülmekte olan davalar bakımından geçerli olmayacağı, 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesindeki "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." şeklindeki hüküm uyarınca, kesinleşmiş kararlar bakımından da uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerektiği cihetle; hükmün infazının durdurularak, 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesindeki esas ve usullere göre uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmesi için yargılama dosyasının uzlaştırma bürosuna gönderilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Denilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 12/07/2017 gün ve 94660652-105-41-3716-2017-KYB sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01/08/2017 tarih ve 2017/45389 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Değerlendirmeler ışığında;
Dosya kapsamına göre;
1-31/01/2017 tarih, 2014/688 Esas ve 2015/451 Karar sayılı ek karar yönünden;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30/10/2007 tarih, 2007/4-200 Esas ve 2007/219 Karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere, uzlaştırma kurumu her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253 ve 254. maddelerinde hüküm altına alınarak usul hukuku kurumu olarak düzenlenmiş ise de, fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi hukuka da ilişkin bulunması nedeniyle yürürlüğünden önceki olaylara da uygulanabileceği, bu uygulamanın sadece görülmekte olan davalar bakımından geçerli olmayacağı, 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesindeki "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." şeklindeki hüküm uyarınca, kesinleşmiş kararlar bakımından da uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmakta ise de;
Karamürsel Asliye Ceza Mahkemesinin 31/01/2017 tarih, 2014/688 Esas ve 2015/451 Karar sayılı ek kararında sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 143. maddesinden de hüküm kurulduğu, TCK 141. maddesi ile birlikte TCK 143. maddesinin birlikte uygulanması halinde sanık hakkında mahkumiyete esas TCK 141. maddede belirtilen suçun uzlaşma kapsamından çıkacağı, zira belirli nitelikteki suçların 5271 sayılı CMK'nın 253/1-b maddesinde bentler halinde sınırlayıcı sayma yöntemi ile sayıldığı ve istisnai olarak düzenlendiği, istisnai olarak düzenlenen hükümlerin dar yorumlanması gerektiğinin yorumun temel kurallarından biri olduğu, yorum yaparken yasa koyucunun kullanmış olduğu her sözcük ve yapmış olduğu düzenlemenin özel bir anlam ve amacı olduğu ve hükmün buna göre yorumlanması gerektiği, bu konuda benzer nitelikteki Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2015/11838 Esas ve 201616331 Karar sayılı kararının da bulunduğu dolayısıyla TCK'nın 141/1 maddesinde yazılı suçun gece işlenmesi halinde uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağı anlaşılmakla Karamürsel Asliye Ceza Mahkemesinin 31/01/2017 tarih, 2014/688 Esas ve 2015/451 Karar sayılı itirazın reddine ilişkin ek kararı sonuç bakımından usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla kanun yararına bozma talebinin REDDİNE,
2-05/02/2016 tarihli ve 2014/688 esas, 2015/451 sayılı ek karar yönünden;
Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 16/01/2013 tarih, 2012/24704 Esas ve 2013/274 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/4 maddesindeki “Çocuklar hakkında hükmedilen adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde, bu ceza hapse çevrilemez.” şeklindeki düzenleme ile 5237 sayılı Kanun’un 50/6-7. maddesindeki "Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesi hâlinde, hükmü veren mahkeme kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar derhâl infaz edilir. Bu durumda, beşinci fıkra hükmü uygulanmaz. Hükmedilen seçenek tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle yerine getirilememesi durumunda, hükmü veren mahkemece tedbir değiştirilir." şeklindeki hükümler birlikte değerlendirildiğinde;
Hakkında seçenek tedbire hükmedilen ve suç tarihinde 18 yaşını tamamlamamış olan suça sürüklenen çocuğun hükmolunan seçenek tedbiri yerine getirmemesi halinde, belirlenen cezanın maddede öngörülen diğer bir seçenek tedbire çevrilmesinin zorunlu olduğu cihetle, suça sürüklenen çocuk hakkında başkaca bir seçenek tedbire hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hapis cezasının aynen infazına karar verilmesinde isabet görülmediğinden, Karamürsel Asliye Ceza Mahkemesinin 05/02/2016 tarih, 2014/688 Esas ve 2015/451 Karar sayılı ek kararının bu talep yönünden BOZULMASINA,
5271 sayılı CMK'nın 309/4(d) maddesindeki “Bozma nedenleri.. Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezasının kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder” hükmü gereğince yeni bir tedbire hükmedilebileceğinden, bozma nedenine göre uygulama yapılarak; hükmün 5237 sayılı TCK'nın 50/1-d maddesi gereğince “ceza miktarı olan 8 ay 10 gün süre ile eğlence yerlerine gitmekten yasaklanmasına” şeklinde seçenek yaptırımına çevrilmesine, kararın 1. bendinde yazılı ''..verilen 5 ay kamuya yararlı bir işte çalışma cezasının, hükümlü ... tarafından denetime uyulmaması nedeni ile, hükümlü ... yönünden 5237 sayılı TCK'nın 50/6. maddesi gereğince hakkında verilmiş olan 8 ay 10 gün hapis cezasının TAMAMEN VE DERHAL İNFAZINA” dair kısmının çıkarılmasına, cezanın infazının bu durum nazara alınarak yapılmasına, dosyanın mahal mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 16.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy