MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR: Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel mahkemece sanık hakkında hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından verilen hükümler temyiz edilmekle, başvuruların süresi ve kararların niteliği ile suçların tarihine göre dosya görüşüldü;
Sanığın, katılana ait eve hırsızlık amacıyla girdiği ancak çalacak bir şey bulamadığından herhangi bir şey almadan ayrıldığı anlaşılmakla, teşebbüs aşamasında kalan hırsızlık suçuna ilişkin meydana gelen tehlikenin ağırlığı itibarıyla belirlenen temel cezadan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 35/2 maddesi uyarınca 2/4 oranında indirim yapılması gerekirken 3/4 oranında indirim yapılması ve tanık ...'in 25/09/2014 tarihli kolluk ifadesine göre konut dokunulmazlığının ihlali suçunun birden fazla kişi ile birlikte işlendiğinin sabit olmasına rağmen 5237 sayılı TCK'nun 119/1-c maddesinin uygulanmaması sonucu sanık hakkında yazılı şekilde eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından, olay yerinden elde edilen çoraptan analiz sonucu artakalan kısımların Adli Emanet'in 2015/138 Suç Eşyası Defter Sayısı ile kaydedildiği, söz konusu eşyanın dosyada delil olarak saklanmasına karar verilmemişse de mahallinde karar verilebileceğinden, sanığın adli sicil ve arşiv kaydının incelenmesinden...2. Çocuk Mahkemesinin 2014/165 Esas - 2014/221 Karar sayılı ve 2011/376 Esas - 2014/266 Karar sayılı kararları ile hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilerek 3 yıllık denetim süresinin belirlendiği, 3 yıllık denetim süresi içerisinde sanığın kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/11 maddesi uyarınca hükmün açıklanmasına yönelik karar verilmesi gerekip gerekmediği mahkemesince takdir edilmek üzere karar kesinleştiğinde kesinleşme şerhli bir örneği gönderilmek sureti ile ihbarda bulunulmasına karar verilmesi gerekirken bu yönde bir karar verilmemesi ve 5271 sayılı CMK'nun 232. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendi uyarınca gerekçeli karar başlığında suçların işlendiği zaman diliminin yazılması gerekirken yazılmaması, mahallinde giderilebilir eksiklikler olduğundan, bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hâkimin takdirine göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Soruşturma aşamasında tutuklamaya sevk edilen sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nun 101/3 maddesi uyarınca atanan müdafiye ödenen ücret ile kovuşturma aşamasında müdafi talebi olmayan sanığ tutuklu olduğundan bahisle atanan müdafiye ödenen ücretin sanığa yükletilemeyeceğinin göz ardı edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve müdafiinin temyiz talepleri bu bakımdan yerinde görüldüğünden, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkrasından sanık müdafiine ödenen ücretin sanıktan tahsiline dair kısmın çıkarılması suretiyle eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04/11/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy