MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel mahkemece sanık ... hakkında hırsızlık suçundan verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Hazırlık aşamasında bilgi sahibi sıfatıyla beyanı alınan polis memuru...in...Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan arkadaşı ...un kendisini arayarak müştekinin yüzüğünün çalınmış olduğunu, Ulus ilçesindeki kuyumculara satılabileceğini beyan etmesi üzerine kuyumcuları kontrol ettiğinde hakkındaki soruşturma evrakı tefrik edilen Selami Recep Okçu isimli kuyumcunun yüzüğü satın almış olduğunu tespit ettiği, suç konusu yüzüğün buradan kolluk tarafından teslim alınarak 02/02/2015 tarihli tutanak marifetiyle müştekiye iade edildiği, sanığın suç konusu yüzüğün iadesinde herhangi bir dahli ve tazminat iradesi olmadığı dikkate alındığında, zararın ne şekilde giderildiği tespit edilerek sonucuna göre TCK’nun 168. maddesinin değerlendirilmesi yönünden bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde, usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun niteleme konusunda hatalı uygulamaya dair 2012/1-1563 Esas ve 2013/123 Karar sayılı, kararında belirtildiği gibi aleyhe temyiz olmayan hallerde suçun niteliğinde yanılgıya düşüldüğü belirlendiğinden cezanın tür ve miktarı yönünden, kazanılmış hakkı saklı tutmak şartıyla hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiği şeklindeki kabul ve ilke de dikkate alınarak; somut olayda sanığın,...Ceza İnfaz Kurumunda müştekinin yüzüğünü çalmak şeklinde gerçekleşen eylemi işlediği, 28.06.2014 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile TCK'nun 142/1-a maddesindeki “Kamu kurum ve kuruluşlar” ile “İbadete ayrılmış yerlerde bulunan” cümlelerinde herhangi bir değişiklik yapılmamış olsa bile bu yerler aynı zamanda bina vasfında olduğundan dolayı bir fiille 2 bendin (142/1-a ve 142/2-h) ihlal edilmesi nedeniyle TCK'nun 44. maddesi gereği ağır olan TCK'nun 142/2-h. maddesine göre cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
2-T.C. Anayasa Mahkemesinin, TCK'nun 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK'nun 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3-05.05.2015 tarihli duruşma zaptında katibin elektronik imzasının eksik olduğu ve tamamlattırılmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...’in temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca, tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nun 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, 14.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.