(3402 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda, davanın kabulüne ilişkin Alanya Kadastro Mahkemesinden verilen 15.12.1993 gün ve 822/340 sayılı hükmün duruşma yapılması isteği ile Yargıtay'ca incelenmesi davalı Kerim mirasçıları vekili ile davacı Hazine vekili taraflarından istenilmiştir. İşin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 7.6.1994 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti.
Duruşma günü temyiz eden davalılar Emine ve müşterekleri vekili Avukat ... ile Hazine vekili Avukat ... geldiler ve karşı taraftan kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 170 parsel sayılı 920 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tahdit edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde davacı Güzel Havva ... tarafından Hazine ve köy tüzel kişiliği aleyhine açılan tescil davası kadastro mahkemesine devir edilmiştir. Kadastro Mahkemesinin ayrı bir esasına kayıtlı olan, davacısı Hazine, davalısı Emine ve müştereklerinin miras bırakanı Kerim olan, elatmanın önlenmesi ve kal talep eden dava ise, Hazinenin davasının reddine, 171 ve 172 sayılı parsellerin Kerim adına tescile karar verilerek sonuçlandırıldığı halde Hazinenin temyizi üzerine tapu kaydının güney sınırının deniz kumluğu okuması, kıyı kenar çizgisinin kesin olarak belirlenmemiş olması, taşınmazların öncesinin dere yatağı olarak bildirilmiş olması, imar planı kapsamında kalan yerlerde imar ihya suretiyle yer kazanılamayacağı düşünülmemiş olmasına değinilerek bozulmuştur. Her iki dava birleştirildikten sonra mahkemece 170 sayılı parsel ile ilgili davacı Güzel Havva ...'in davasının kabulüne ve anılan parselin bu davacı adına tesciline, Hazine tarafından 171 ve 172 sayılı parseller ile ilgili olarak açılan davanın kabulüne her iki parselin davacı ve karşılık davalı Hazine adına tapuya tesciline ve taşınmazlar üzerinde bulunan binaların Kerim tarafından yapıldığının beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş; hüküm, Hazine ve tarafından ve duruşma istemli olarak da davalılar Emine ve müşterekleri tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli 170 nolu parsele davacı Güzel Havva ...'in yargılama sırasında ibraz edip dayandığı Nisan 1314 daimi tarih 13 ve 14 nolu sicilden gelen Nisan 1948 tarih 83 nolu tapu kaydının uyduğu, ayrıca kayıt uymasa bile zilyetlik koşullarının oluştuğundan söz edilerek 170 nolu parselin tamamının Güzel Havva ... adına tesciline, 171 ve 172 nolu parsellerinde deniz kumluğu ve dere yatağı olduğundan söz edilerek 171 nolu parsel üzerindeki evin Kerim tarafından yapıldığı kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle Maliye Hazinesi adına tescile karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve uygulama hüküm kurmaya yeterli değildir.
1-) Çekişmeli 171 ve 172 nolu parseller Alanya Merkez İlçesi Saray Mahallesinin kadastrosu yapılırken düzenlenen kadastro paftasında deniz kumluğu ve Kantallık Deresi yatağı olarak gösterildiği gibi 170 parsel davacısı Güzel Havva ... tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinin 1978/11 sayılı dosyasında açılan tescil davası sırasında uzman bilirkişi ...tarafından düzenlenen 11.7.1978 günlü krokide ve Hazine tarafından Güzel Havva ... aleyhine açılan asliye hukuk mahkemesinin 1972/210 esas sayılı elatmanın önlenmesi davası sırasında fen memuru ... tarafından 28.1.1976 günlü krokide kumluk olarak gösterildiği, söz konusu dosyalarda Kerim taraf değil ise de toplanan delillerin güçlü delil oluşturması ve dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların da Kerim ve mirasçılarının kazandırıcı zamanaşımı süresine ulaşan zilyetliklerinden söz etmemiş olmaları nedeniyle Kerim mirasçılarının 171 ve 172 nolu parseller hakkındaki aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
Ne var ki, mahkemece 171 ve 172 nolu parsellerin deniz kumluğu ve dere yatağı olduğu kabul edildiği ve uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 28.2.1993 günlü krokide 172 nolu parselin B,G, 171 nolu parselin A, C işaretli bölümlerinin idare tarafından geçirilen kıyı kenar çizgisi içinde kumluk alan olduğu ve aynı krokide 171 parselin A, 172 nolu parselin B işaretli bölümlerinin jeolog bilirkişiler tarafından kumluk alan olduğu belirlendiği halde 3402 sayılı Kadastro Yasasının 16. maddesi gereğince bu tür yerlerin özel mülkiyete konu olamayacağı düşünülmeden Hazine adına tescil edilmesi isabetsizdir. O halde mahkemece yapılacak iş, idare tarafından 3621 sayılı Kıyı Yasası hükümlerine göre çekişmeli parsellerin bulunduğu bölgede kıyı kenar çizgisinin hangi tarihte geçirildiği yapılan işlemin kesinleşip kesinleşmediği sorulmalı, bu konu ile ilgili harita ve dayanakları getirtildikten sonra uzman bilirkişiler tarafından yerine uygulanmalı, kıyı kenar çizgisi içinde kalan parsel bölümlerinin ifraz edilerek 3402 sayılı Yasanın 16/C maddesi gereğince yaftasında deniz kumluğu olarak işaretlenmesine, kıyı kenar çizgisi dışında kalan bölüm varsa o bölümlerin de şimdi olduğu gibi Hazine adına tesciline karar vermekten ibarettir.
2-) Davalı Hazinenin çekişmeli 170 nolu parsel hakkındaki temyizine gelince: Davacı Güzel Havva ... 170 nolu parsel hakkında tapusuz olması nedeniyle Medeni Yasanın 639. maddesi gereğince adına tescilini isteyerek Asliye Hukuk Mahkemesinin 1978/11 sayılı dosyasında dava açmıştır. Bozma ilamından sonra 23.11.1989 günlü dilekçesinde Nisan 1948 tarih 83 nolu tapu kaydına dayanmıştır. Kayıt Harnupluk Yeri için oluşturulmuştur. Kaydın batı ve güney sınırı deniz kumluğu okumaktadır. Bilirkişi raporunda kaydın uygulandığı alan kayıt miktarından çok fazladır. Bu nedenle tapu kaydının çekişmeli parseli de içine aldığı kabul edilemez. Ne var ki, 170 nolu parsel üzerinde davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Yasasının 14. maddesindeki kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme koşulları oluştuğundan aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan Hazinenin temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine,
Jeolog bilirkişi tarafından düzenlenen 29.4.1993 günlü raporda A işaretli 210 metrekarelik bölümün deniz etki alanı içinde kaldığı, uzman bilirkişi ... tarafından düzenlenen 19.11.1992 günlü krokide ise jeolog bilirkişinin belirlediği kıyı kenar çizgisinden ayrı olarak idare tarafından geçirilen kıyı kenar çizgisine göre taşınmazın bir bölümünün deniz kumluğu olduğu gösterilmiş olduğu halde raporlar arasındaki çelişki giderilmeden kıyı kenar çizgisi içinde kalan bölümlerin de davacı adına tesciline karar verilmesi yasaya aykırıdır.
O halde yukarıda 1 nolu bentte belirtildiği gibi araştırma yapılarak 170 nolu parselin de hangi bölümlerinin kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı belirlenmeli, o bölümlerin özel mülkiyete konu olamayacağı göz önünde bulundurularak ifrazen paftasında deniz kumluğu olarak gösterilmesine, kalan bölümün de davacı Güzel Havva ... adına tesciline karar verilmelidir.
Sonuç: Davalı Kerim mirasçılarının 171 ve 172 nolu parseller hakkındaki temyiz itirazları yukarıda açıklanan 1 nolu, davalı Hazinenin 170 nolu parsel hakkındaki temyiz itirazları da 2 nolu bentte açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulüyle hükmün BOZULMASINA ve Yargıtay duruşması için takdir edilen 6500 lira avukatlık ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekil ile temsil edilen davacılara verilmesine ve aşağıda yazılı 15.000. lira peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 07.06.1994 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy