(3402 S. K. m. 25) (1086 S. K. m. 259)
Dava: Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı R. tarafından süresi içinde temyiz edilmekle; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında; 588 parsel sayılı, 2052 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 289 tahrir nolu vergi kaydı ile irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacı ve davalılar adına tesbit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı R. davalılardan H. Gül, G.in taşınmazda paylarının olmadığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine ve dava konusu parselin tesbitteki payları ile davacı, davalılar adlarına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı R. tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Kadastro tutanağında, taşınmazın davalı H. Gül dışında kalan tarafların ortak miras bırakanı İ. (Ömer)den kaldığına yer verilmiştir. Davacı, dedesi İ. oğlu A.dan kalan bir yer olduğunu, bu durumda İ. mirasçısı olmayan davalılar H. Gül ve G.in pay sahibi olamayacaklarını ileri sürerek dava açmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşınmazın İ.den mi, yoksa oğlu A.dan mı kaldığı ve bu arada mirasçılardan (I.Ç.) ve G.in, H. Güle yaptıkları pay satışının geçerli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Ne var ki bu yönler yeteri kadar araştırılmamış, İ. (Ömer)den veraset belgesi alınmadığı gibi, mirasçıların kimlerden ibaret olduğu da belirlenmemiştir. Öte yandan, Usulün 259. maddesine göre taşınmazlarla ilgili davalarda tanıkların mahallinde dinlenmesi gerekirken bir kısım tanıklar yönünden de bu kurala da uyulmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Uyuşmazlığın sağlıklı bir çözüme kavuşturulabilmesi için kök miras bırakan İ. (Ömer)den alınmış veraset belgesi varsa ibraz ettirilmeli, yoksa 3402 sayılı Yasanın 25. maddesi göz önünde bulundurularak verasete esas nüfus kayıtları getirtilmeli, kayıtların bulunmaması halinde dahi, yaşlı ve bilgi sahibi tanıklardan mirasçıların kimler olduğu sorulup kesin olarak saptanmalı, tesbit bilirkişileri ve taraflarca gösterilecek tanıklar huzuruyla yeniden keşif yapılarak taşınmazın İ.den mi, yoksa oğlu A.dan mı kaldığı, İ. ve A.ın ölümlerinden sonra terekelerinin yöntemine uygun biçimde mirasçıları arasında paylaşılıp, paylaşılmadığı, paylaşılmışsa paylaşım tarihi ve kime isabet ettiği bilirkişi ve tanıklardan somut olaylara dayalı olarak sorulmalı, İ. oğlu A.dan kalan bir yer olması halinde davalılardan G.in pay sahibi olmayacağı, ölüm tarihine göre terekesinin iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi bulunması nedeniyle mirasçılarından birinin veya birkaçının taşınmazdaki miras payını üçüncü kişi davalı H. Güle satışlarının diğer mirasçıların açık veya zımni onayı olmaksızın geçerli olmayacağı ve H. Gülün satın alma tarihinden tesbit gününe kadarda lehine iktisap koşullarının gerçekleşmediği düşünülmeli, davalı H. Gülün diğer paydaşların payını aldığı yolunda bir iddiasının bulunması halinde de bu konudaki delilleri sorulup toplanmalı, böylece toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmeli ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir
Sonuç: Davacı R.nin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 09.05.1994 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy