(3402 S. K. m. 46)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Hazine vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında özetle; Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli değildir. Gerek tespite esas alınan gerekse davacı Hazinenin dayandığı tapu kayıtları ilk oluşturuldukları günden itibaren varsa haritası da getirtilmeli, çekişmeli parselin toprak tevzi haritasındaki yeri yeniden yapılacak keşifte belirlenmeli, Hazine tapusunun oluştuğu tarihten önce temyize konu yer üzerindeki zilyetliğin süresi, sürdürülüş biçimi olaylara dayalı araştırılmalı, toplanan deliller değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, Hazinenin dayandığı Nisan 1945 tarih 17 sıra nolu tapu kaydının çekişmeli parselin 26.10.1995 günlü uzman bilirkişi krokisinde A ile işaretlenen bölümüne ait olduğu ancak davalının zilyetliği karşısında idari yolla oluşturulan tapu kaydına değer verilemeyeceği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Nisan 1945 tarih 17 nolu tapu kaydı 4274 sayılı Yasaya göre köy okuluna tahsis edilmesi nedeniyle Maliye Hazinesi adına tescil edildiği ve bu kaydın çekişmeli parselin A ile işaretli bölümüne uyduğu belirlenmiş ve bu olgu mahkemece kabul edilmiştir. Ancak Hazine adına tapu kaydının oluştuğu güne kadar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme koşullarının davalılar yararına oluştuğu bu nedenle Hazine tapusunun değerini yitirdiği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki 3402 sayılı Kadastro Yasasının 46/1. maddesi gereğince 4753 sayılı Yasa ile Hazine adına kayıt edilen taşınmazların kayıt tarihinden önce zilyet olanlar yararına 14. madde koşullarının oluşması halinde ve ikinci fıkrası ile de Hazine adına tescil edilmiş taşınmaz mallardan iskan veya toprak tevzi suretiyle verilen yerler (işlemleri tamamlanmamış olsa dahi) başka bir şart aranmaksızın hak sahipleri adına tescil olunur, hükmü getirtilmiş ise de aynı maddenin 3. fıkrasında bu Yasanın yürürlüğe girdiği tarihte Hazinenin mülkiyetinden çıkmış bulunan veya amme hizmetine tahsis edilen taşınmaz mallar hakkında bu madde hükmünün uygulanamayacağı öngörülmüştür. Dairenin 15.3.1993 günlü bozma kararından sonra 14.1.1994 günlü yazı ekinde dosyaya gönderilen Hazine adına kayıtlı tapu kaydının edinme sütununda 4274 sayılı Yasa gereğince Maliye Bakanlığı tarafından köy okuluna ayrılan yerlerden olduğu açıklandığına göre davalıların zilyetliğine değer verilemez. Kaldı ki bilirkişi ve tanıklar, çekişmeli parselin diğer bölümlerine uygulanan tapu kaydının tesis tarihinde davalı ve miras bırakanlarının zilyetliğinin başladığını bildirmişlerdir. Davalı tarafa ait tapu kayıtları iskan yoluyla 1934 yılında tapuya tescil edildiği göz önünde bulundurulduğunda Hazine tapusunun oluşturulduğu 1945 yılına kadar 20 yıllık zilyetlik süresi de geçmemiştir. Taşınmazın 1945 tarihinde tapuya tescil edilmesinden sonra sürdürülen zilyetlik ise hukukça değer taşımaz.
Hal böyle olunca 26.10.1995 günlü krokide temyize konu A işaretli 9000 metrekarelik bölümün Maliye Hazinesi adına tescil edilmesi gerekirken yazılı olduğu gibi hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Davacı Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile açıklanan nedenlerden ötürü hükmün BOZULMASINA 26.03.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy