(743 S. K. m. 6) (3402 S. K. m. 15)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin verilen hüküm davalı Ali ... tarafından süresi içinde duruşma istekli olarak temyiz edilmiş ise de dava konusu taşınmazın değeri duruşma yapılmasını gerektirecek miktarda olmadığından ve Yargıtay duruşması için gerekli tebligat masrafları ödenmediğinden duruşma isteminin masraf ve değer yönünden reddi ile incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 160 ada 46 ve 130 ada 3 parsel sayılı 3987 ve 273 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan 46 nolu olanı ölü Mehmet Ulus, 3 nolu olanı da Ali ... adlarına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ayrı ayrı tespit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı Ayşe ... tespit maliklerinden Ali ...'a husumet yönelterek miras yoluyla 3 nolu parselin tamamının 46 nolu parselin de 1/2 sinin kendisine kaldığını iddia ederek dava açmıştır. Mahkemece, davanın 46 parsel yönünden husumet nedeniyle reddine, 3 parsel yönünden kabulüne ve 3 sayılı parselin davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Ali ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece temyize konu 130 ada 3 sayılı parselin paylaşım ve irsen intikal ile davacıya kalan yer olduğu gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. Ancak taksim konusunda yapılan araştırma ve soruşturma hüküm kurmaya yeterli değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın sağlıklı bir sonuca ulaştırılması için ortak miras bırakandan kaldığı anlaşılan taşınmazın yöntemine uygun biçimde taksim edilip edilmediği, taksim edilmiş ise taşınmazın kim ya da kimlere bırakıldığı hususlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gereklidir. Taksime katıldığı bildirilen davacının babası Hüseyin ...'ın; 1942, davalının babası Mehmet ...'ın da 1949 yılında öldükleri anlaşılmaktadır.
Dinlenen tanıklardan bazılarının doğum ve taksime katılanların ölüm tarihleri itibariyle taksimi bilmelerine olanak bulunmadığı gibi diğer tanıkların sözleri de soyut içerikli olup hükme yeterli değildir. Ortak miras bırakandan kalan taşınmazların yöntemine uygun biçimde taksim edilmesi halinde mirasçılık ilişkisi son bulacağından öncesinde miras arkadaşı olanlar arasında da artık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme olanağı doğar. Bu nedenle mahkemenin ortak miras bırakandan kalan taşınmazların taksimi halinde zamanaşımı hükümlerinin işlemeyeceğine ilişkin kabulünde isabet olmadığı gibi çekişmeli 160 ada 46 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davada husumetin yanlış yöneltilmiş olması nedeniyle reddedilmesine karşın bu parselle ilgili sicil oluşturacak şekilde karar verilmemiş olması da doğru değildir.
O halde tarafların miras bırakanlarından kalan taşınmazlar yönünden taksim olgusunun gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin araştırılması gerekir. Paylaşıma dayanan taraf, Medeni Yasanın 6. maddesi gereğince paylaşımın varlığını, paylaşım tarihini, paylaşıma bütün paydaşların veya yetkili temsilcilerinin katıldığını, paylaşımda paydaşlara verilen paylar ile bunların akıbetlerini, kadastro tespitinin yapıldığı tarihe kadar paylaşımın bozulmadığını kanıtlamakla yükümlüdür. 3402 sayılı Kadastro Yasasının 15. maddesi uyarınca harici paylaşım belgelerle, bilirkişi ve tanık beyanları ile kanıtlanabileceğinden paylaşıma dayanan davacıdan bu konudaki delillerinin nelerden ibaret olduğu sorulmalı, paylaşım yapılmışsa paylaşımın yapıldığını iddia eden tarafın bu taşınmazdaki payına karşılık diğer mirasçılara hangi taşınmazların verildiği, kimin adına tespit edildiği araştırılmalı, gerektiğinde kadastro tutanakları getirtilip incelenmeli, uzun süreli kullanımın harici paylaşımın karinesi olduğu, paylaşımdan sonra mirasçılar ve bunların mirasçıları arasında zamanaşımı hükümlerinin işleyebileceği düşünülmeli, paylaşımda eşitliğin zorunlu bulunmadığı göz önünde bulundurulmalı, tarafların gösterecekleri tanıklar ve tespit bilirkişilerinden paylaşım olgusu ile ilgili somut olaylara dayalı bilgi ve görgülerinin nelerden ibaret olduğu, paylaşım var ise paylaşım gününden itibaren paylaşıma konu taşınmazlara kimlerin ne sebeple ayrıca zilyet bulundukları sorulup saptanmalıdır, ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 23.09.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy