(3402 S. K. m. 16/B)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalı Hazine vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 101 ada 1197 parsel sayılı 14706,99 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz mera olarak sınırlandırılmıştır. Askı ilan süresi içinde davacı İbrahim K. kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu parselin davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taşınmazın davacının dayandığı vergi kaydı kapsamında kaldığı ve zilyetliğinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Kadastroca taşınmaz davacı adına tespit edilen 307 ve kardeşi adına tespit edilen 306 nolu parsellere revizyon gören vergi kaydının doğu sınırı mera ve meşelik okuduğu nedeniyle mera niteliğiyle sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı vergi kaydına ve zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Davacının dayandığı 115 tahrir nolu vergi kaydının doğu sınırı mera ve meşelik, batısı yol, kuzeyi Mustafa S., güneyi İsmail Ş. ve Ali C. okumakta olup, miktarı 40 dönümdür. Kaydın dava konusu taşınmazla dava dışı 306, 307 nolu parsellere uygunluğu yerel bilirkişi tarafından haber verildiği gibi bu yön mahkemenin de kabulündedir. Dava dışı 308 nolu parsele revizyon gören 114 tahrir nolu vergi kaydının taşınmaz yönünü vergi kayıt maliki Fatma'yı okumakla da bu yön kayden doğrulanmıştır. Vergi kaydının kuzey sınırında okunan Mustafa S.'ın kuzeydeki 305 ve 730 nolu parsellerin tapu maliklerinden olduğu da getirtilen kayıt örneğinden anlaşılmaktadır. Yörede yapılan orman tahdidinin 1998 yılında kesinleştiği, taşınmazın kesinleşen orman sınırı dışında kaldığı uzman bilirkişi raporunda açıklanmıştır. Mera ve meşelik sınırlarını içeren kayıtların kapsamları yüzölçümleri ile geçerlidir, kaydın aksi aynı mahiyette ve kuvvete haiz başka bir kayıt ve belgeyle kanıtlanmış değildir. Kayıt miktarı ile 306 ve 307 nolu parsellere revizyon görmüş ve tespitleri itiraza uğramaksızın kesinleşmiştir. Kayıtların sahibi lehine olduğu kadar aleyhine delil teşkil edeceğinden duraksamamak gerekir, mera ve meşelik alanların zilyetlikle kazanma olanağı yoktur. Resmi ve kayıt ve belgelerle eylemli duruma aykırı düşen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez. Orman tahdidinin kesinleştiği tarihten kadastro tespitinin yapıldığı tarihe kadar 20 yıllık zilyetlik süresi de geçmemiştir. Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgular karşısında davanın reddine ve taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Yasasının 16/B maddesi uyarınca tespit gibi mera niteliği ile sınırlandırılıp özel siciline yazılmasına karar vermek gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere kabulü yoluna gidilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 11.03.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy