(3402 S. K. m. 11) (1086 S. K. m. 429)
Dava: Taraflar arasında görülen tespite itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda: Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin Meriç Kadastro Mahkemesinden verilen 24.10.2002 gün ve 9/133 sayılı hükmün duruşma yapılması isteğiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı Adem vekili tarafından istenilmiş olmakla işin duruşmaya tabi olduğu belirlendikten sonra 29.4.2003 Salı günü için taraflara gönderilen çağrı kağıdı üzerine hükmü temyiz eden davalı Adem vekili geldi, karşı tarafın gelmediği anlaşılmakla duruşmaya başlandı, temyiz isteğinin süresinde olduğu tespit edilmekle hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında özetle: Tapu kayıt maliki Hüseyin ve Ayşe'nin 1/3 er paylarının hukuki değerini kadastro kanununun 13/B-C maddesi hükmü gereğince kaybetmesi, 1/3 payın davalı uhtesinde bırakılması, 2/3 payın ise davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş; hüküm, davalı Adem tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, mahkemece hükmüne uyulan bozma kararında açıklandığı gibi işlem yapılmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine,
Ancak, davacı dava dilekçesinde ve de keşif yerinde taşınmaz içerisindeki dava ettiği bölümü gösterip yapılan yargılama sonunda 14.12.1999 gün 1997/64-1990/410 sayılı kararla davanın kısmen kabulü ile fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 25.6.1997 tarihli krokide ( A ) harfi ile gösterilen 390.47 metrekarelik kargir kahve ve arsasının son parsel numarası verilmek suretiyle davacı Seyfettin adına, geri kalan kısmının ise davalı adına tesciline karar verilmiş, verilen iş bu karar davacı tarafından temyiz edilmemiştir. Hal böyle olunca söz konusu hükmün davacı yönünden kesinleştiğinin, davalı taraf yararına da usulü kazanılmış hak doğduğunun kabulü gerekir. Maddi hataya dayalı bozmaya uyulmuş olması davalının kazanılmış hakkını ortadan kaldırmaz ve davacıya artı bir hak sağlamaz. Bu durumda mahkemece taşınmazın önceden olduğu gibi 390.47 metrekarelik bölümünün davacı, geri kalan kısmının ise davalı adına tesciline karar vermek gerekirken yazılı olduğu üzere davalı yararına oluşan kazanılmış hakkın ortadan kaldırılması sonucunu doğurur biçimde karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Adem'in temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, Yargıtay duruşması için takdir edilen 250.000.000 lira avukatlık ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekil ile temsil edilen davalı Adem'e verilmesine 29.4.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy