(3402 S. K. m. 16/B)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin verilen hüküm davalılardan Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 121 ada 10 parsel sayılı 5200 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydı ile harman yeri olarak tespit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde Veli vergi kaydı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ve dava konusu parselin bilirkişi raporunda A ile işaretli 4200 metrekarelik kısmın davacı Veli mirasçıları adına B ile işaretli 1000 metrekarelik kısmın ise tespit gibi harman yeri olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş, hüküm davalılardan Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece taşınmazın temyize konu edilen ve krokisinde A ile gösterilen 4200 metrekarelik bölümünün harman yeri olmadığı, tespit günü itibarı ile davacı yararına vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı mülk edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de varılan sonuç dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir.
Uyuşmazlık, taşınmazın genel harman yeri olup olmadığı yönünde toplanmaktadır. Davacı adına tespit edilen bitişik 3 nolu parsele revizyon gören vergi kaydının taşınmaz yönü olan doğu sınırı harman yeri okumakta olup miktarı 800 metrekare, 3 nolu parselin yüzölçümü ise 3305 metrekaredir. Yerel bilirkişi davacının dayanağı 366 tahrir nolu vergi kaydının 3 nolu parsele Hazine adına olan ve tespite esas alınan 367 tahrir nolu vergi kaydının ise taşınmazın B ile işaretli bölümü ile dava dışı 5 nolu parselin tümüne ve kısmen de 6 ve 15 nolu parsellere uygunluğunu haber vermiştir. 367 tahrir nolu vergi kaydının batı sınır, 366 tahrir nolu vergi kaydı mükellef Ayşe'yi okumakla da bu yön doğrulanmıştır. Bilirkişi ve tanıklar harman yerinin 5 nolu parsel ile davalı taşınmazın B ile işaretli bölüm olduğunu söylemişlerdir.
Harman yeri sınırını içeren kayıtların kapsamları yüzölçümleri ile geçerlidir. Kaydın aksi aynı kuvvete haiz başka bir kayıt ve belge ile kanıtlanmış değildir. Kayıtların sahibi lehine olduğu kadar aleyhine de delil teşkil edeceği kuşkusuzdur. Resmi kayıt ve belgelere aykırı düşen bilirkişi ve tanıkların sözlerine değer verilemez. Taşınmazın özel harman yeri olduğu yolunda bir iddia ileri sürülmemiştir. Kamu orta malı niteliğindeki genel harman yerleri özel mülkiyete konu olamayacağından süresi neye ulaşırsa ulaşsın zerinde sürdürülen zilyetlikte zilyet yararına bir hak sağlamaz.
Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgular karşısında davanın tümden reddine ve taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Yasasının 16/B maddesi uyarınca genel harman yeri niteliği ile sınırlandırılıp özel siciline yazılmasına karar vermek gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalılardan Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 24.4.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy