(3402 S. K. m. 11, 14)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen hüküm davacı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 105 ada 17, 108 ada 9 parsel sayılı 23.706, 3706 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı Nurettin adına tespit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı Hazine taşınmazların kaçak ve yitik kişilerden kalma yerler olduğunu ileri sürüp tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dava konusu 108 ada 9 sayılı parselin davacı Hazine 105 ada 17 sayılı parselin davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Temyiz 17. nolu parselle ilgili hükme yöneliktir. Kadastroca taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak davalı adına tespit edilmiş, davacı Hazine tapu kaydına ve taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalan yerlerden olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Dava dilekçesindeki ileri sürülüşe ve savunmaya göre uyuşmazlık, Hazinenin dayandığı 2.10.1952 tarih 104 sıra nolu tapu kaydının taşınmaza uyup uymadığı ve de kaçak ve yitik kişilerden kalıp kalmadığı yönlerinde toplanmaktadır. Mahkemece dayanak tapu kaydı ilk tesisinden itibaren intikalleri ile birlikte getirtilmemiştir.Bilgisine başvurulan yerel bilirkişi gerek tapu kaydının ve gerekse icar senedinin taşınmazla ilgili olup olmadığını bilmediğini bildirmiş, tespit bilirkişileri icar senedinin aidiyeti ile ilgili beyanda bulunmuşlar, tanık dinlenmesi yoluna ise gidilmemiştir.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde ,Öncelikle Hazinenin dayandığı tapu kaydı ilk tesisinden itibaren intikalleri ve varsa haritası ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, taraflara taşınmazı ve yöreyi bilen yaşlı tanık göstermeleri için önel verilmeli, daha sonra gösterilecek tanıklarla tüm tespit bilirkişileri huzurunda yerinde yeniden keşif yapılarak dayanak tapu kaydı ve ecrimisille ilgili belgeler yaşlı ve yansız bilirkişiler aracılığı ile uygulanarak taşınmaza ait olup olmadığı ve ait olması halinde kapsamları kesin olarak saptanmalı, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar olduğunda tanık bilgisine başvurulmalı, tapunun taşınmaza uymadığı anlaşıldığında taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalma yerlerden olup olmadığı, değilse davalının ve miras bırakanının zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda yöntemine uygun biçimde giderilmesine çalışılmalı, komşu parsellerin kadastro tutanakları ile tespitlerine esas alınan kayıtlar getirtilerek taşınmaz yönünü ne şekilde sınır okuduklarına bakılmalı, ve ona göre bilirkişi ve tanık sözleri doğruluğu denetlenmeli, taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalan yer olduğunun anlaşılması durumunda bu tür yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağı düşünülmeli,fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamayı izlemeye olanak verecek biçimde raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davacı Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile temyize konu 17 nolu parselle sınırlı olmak üzere hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 23.1.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy