(3402 S. K. m. 11)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin verilen hüküm davalı Naciye tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 128 ada 14, 15, 16, 109 ada 44 parsel sayılı sırasıyla 13737.32, 6858.82, 8285.87 ve 17491.36 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 14 sayılı parsel Gülsen, 15 sayılı parsel Yavuz, 16 sayılı parsel Neriman, 44 sayılı parsel Naciye adına tespit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde Nazik ve arkadaşları taşınmazların ortak muris babaları Fethi'den kaldığı ve mirasçıları arasında taksim yapılmadığı sebebine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ve dava konusu 128 ada 14, 15 ve 16 parsel sayılı taşınmazların tespit malikleri, 109 ada 44 sayılı parselin veraset ilamındaki payları oranında Fethi mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Naciye tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz, 109 ada 44 nolu parselle ilgili hükme yönelik bulunmaktadır. Mahkemece, taşınmazın ortak miras bırakan Fethi'den kaldığı ve terekesinin taksim edilmediği düşüncesiyle yazılı olduğu üzere karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Dava dilekçesi içeriğine ve yargılama aşamasındaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre, uyuşmazlık taşınmazın Fethi eşi olan davacı Naciye tarafından 3.kişiden satın alınan bir yer mi olduğu yoksa Fethi'den kalan bir yer mi olduğu, Fethi'den kalması halinde 7.3.1986 tarihli senede değer verilip verilemeyeceği yönlerinde toplanmaktadır. Davacı Naciye taşınmazı 3.kişi Ferit'den satın aldığını, bedelini babası Şakir vasıtasıyla ödediğini bildirmiş bu beyanı tanık Güldane tarafından da doğrulanmıştır. Davacılar ise taşınmazın Ferit'den kaldığını terekesinin taksim edilmediğini bildirmişler ve ayrıca mirasçılardan Yavuz senedin sahteliğini ileri sürerek davanın kabulünü istemişlerdir. Güldane dışında kalan bilirkişi ve tanıklar ne taksim ve nede satış konusunda bilgi sahibi olmadıklarını söylemişler ve ayrıca senette adları geçenlerden Eyüp ve İdris senetteki imzaların kendilerine ait olup olmadığını bilmediklerini ifade etmişler, şahit Rıza ile muhtar Seyfi ise dinlenmemişlerdir. Ayrıca mirasçılardan Yavuz senedin sahteliğini ileri sürmesine karşın bu yönde de bir araştırma yapılmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davacıya 7.3.1986 tarihli bağış senedinin aslı ibraz ettirilmeli, daha sonra taraflarca gösterilen tanıklarla tüm tespit bilirkişileri ve yerel bilirkişiler huzurunda yerinde yeniden keşif yapılarak taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, Ferit'in olması halinde adı geçen tarafından davacı Naciye'ye mi yoksa kocası Fethi'ye mi satıldığı, Fethi'den kalan bir yer ise sağlığında eşi Naciye'ye bağışlayıp bağışlanmadığı, senette sözü edilen çakıllı yerin dava konusu taşınmaz olup olmadığı, taşınmazın kim yada kimler tarafından hangi tarihten beri ne şekilde zilyet edildiği, davacıların zilyet etmeleri halinde davacının bu duruma sessiz kalıp çekişme yaratmamasının nedenleri bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, senette adları geçen şahit Rıza ile muhtar Seyfi'nin aynı konularda ayrıntılı beyanları alınmalı, senet aslı tanıklara yeniden gösterilerek isimleri altındaki imzalarının kendilerine ait olup olmadığı konusunda kesin beyanları alınmalı, kendilerine ait olmadığını bildirmeleri durumunda bu yönde bilirkişi incelemesi yaptırılmalı, taşınmazın öncesinin tapusuz olması nedeniyle senet sahte dahi olsa bağış olgusunun bilirkişi ve tanık sözleriyle kanıtlanabileceği düşünülmeli, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, özellikle tanık Ferit'den taşınmazı Naciye'ye mi yoksa Ferit'e mi sattığı sorulmalı, gerektiğinde lüzum görülecek deliller re'sen toplanmalı, yine bilirkişi ve tanıklardan mahalli bir dönümün kaç metrekareye tekabül ettiği sorularak açıklığa kavuşturulmalı, bağışın taşınmazın bir bölümüne ilişkin olması halinde ona göre fen bilirkişisine kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davalı Naciye'nin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 27.1.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy