(3402 S. K. m. 46)
Dava: Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Hazine temsilcisi tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 597 ada 2 parsel sayılı 19398, 95 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı ile bağış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar Kevser ve müşterekleri adlarına tesbit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde Hazine tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine ve dava konusu parselin tespit gibi davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taşınmazın hazinenin ve kısmen de davalı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı, tescil ilamı ile oluşan kaydın miktar fazlası bölümü üzerinde davalılar yararına 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 46/1 maddesindeki taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Uyuşmazlık, taşınmazın her iki tarafın dayandığı tapu kaydı kapsamında kalması halinde hangisine değer verileceği ve 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 46/1 maddesi koşullarının davalılar yararına gerçekleşip gerçekleşmediği yönündedir. Hazinenin dayanağını teşkil eden 4753 ve 5618 sayılı yasa hükümlerine göre oluşturulan 27.12.1962 tarih 89 numaralı tapu kaydının taşınmaza aidiyeti keşfen saptandığı gibi bu yön uyuşmazlık konusu da değildir. Ayrıca tespitin ve davalı tarafın dayanağı 15.5.1967 tarih 30 numaralı tapu kaydının da taşınmazı kısmen kapsadığı yerel bilirkişi sözleri ve teknik bilirkişi raporundan anlaşılmaktadır. Davalı tarafın dayanağı tapu kaydı tescil ilamı ile oluştuğundan ilamın tarafı olan hazineyi bağlıyacağından uyuşmazlığın tescil ilamı ile oluşan tapu kaydı kapsamında kalan bölüm yönünden kesin hüküm kuralına göre giderilmesi gerekir. Tapu kaydının kapsamı güney sınırı sırt ve çalı okumakla yüzölçümü ile geçerlidir. Güney yönde eylemli olarak 16 numaralı mer'a parseli bulunduğuna göre tapu kaydı miktar fazlalığının mer'a dan kazanıldığının kabulü zorunludur. Bilgisine başvurulan bilirkişi ve tanıklarda 16 parselin mer'a olduğunu haber vermişlerdir. Kamu orta malı niteliğindeki mer'aların zilyetlikle kazanılması mümkün değildir. Resmi kayıtlarla eylemli duruma aykırı düşen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez. Bu durumda mahkemece taşınmazın kuzeyindeki 1 numaralı parselden başlanarak doğudaki komşu parseller ve batıdaki yol sınırı ile bağlantı kurularak güneye doğru hareketle tapu miktarı olan 16625 metrekarelik bölümün ifrazen payları oranında davalılar, taşınmazın geri kalan bölümünün hazine adına tapuya tesciline karar vermek gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere davanın tümüyle reddi yoluna gidilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacı Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 30.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy