(3402 S. K. m. 46)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Ali tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 160 ada 8, 9, 10 parsel sayılı sırasıyla 1240-2273, 32 - 6917,32 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde davacı Ali tarafından Hazine ve K. Belediye Başkanlığı aleyhine açılmış olan tapu iptali ve tescil davası kadastro mahkemesine devredilmiş, mahkemece davalı parseller hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmadan sehven karar kesinleştirilmiş, davacının iadei muhakeme talebi reddedilip kadastro mahkemesinin sehven kesinleştirilen 1993/63 esas 1993/32 karar sayılı dava dosyası resen esasa alınarak yapılan yargılama sonunda davanın reddine, dava konusu 160 ada 8, 9, 10 parsel sayılı taşınmazların davalı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Ali tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacının taşınmazlardaki zilyetliğinin Hazine tapularının oluşturulduğu tarihe kadar 20 yıla ulaşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Hazine adına 4753 ve 5618 sayılı yasalar uyarınca oluşturulan Ocak 1963 tarih 1111 ve 1113 nolu tapu kayıtlarının taşınmazlara aidiyeti keşfen saptanması yanında bu yön mahkemenin de kabulündedir. Tapuların dayanağı belirtmelik tutanaklarında taşınmazların meradan açılmasına değinilmiştir. İddia ve savunmaya ve aşamalardaki açıklamalara göre uyuşmazlık taşınmazların öncesinin mera olup olmadığı, değilse 3402 sayılı Kadastro Yasasının 46/1. maddesi koşullarının davacı yararına oluşup oluşmadığı yönlerinde toplanmaktadır. Belirtmelik tutanağında taşınmazların meraya el atmak suretiyle kazanıldığına yer verildiğine göre öncelikle taşınmazların gerçekten mera olup olmadığının saptanması gerekir. Mera ile ilgili iddialarda dinlenecek bilirkişi ve tanıkların davanın sonucunda yararı bulunmayan komşu köylerden seçilmesi zorunludur. Bu nedenle taşınmazların bulunduğu köyden bilirkişi ve tanık seçiminde isabet yoktur. Diğer taraftan taşınmazlar üzerinde değişik tarihlerde olmak üzere üç kez keşif icra edilmiş, 1. ve 2. keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar Hazine tapularının oluşturuluş tarihinden önce davacının ve satıcılarının 20 yılı aşkın zilyetliklerini söylemelerine karşın hüküm yerinde bu yöndeki sözlere değer verilmeyişinin nedenleri gösterilmemiş, üçüncü keşif sırasında dinlenen tek bir yerel bilirkişinin ifadeleri esas alınarak hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, davada iddiasını kanıtlama yükümlülüğünde olan davacıdan ve istemleri halinde davalı Hazineden taşınmazları ve yöreyi iyi bilen komşu köylerden olmak üzere yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, yine taşınmazların bulunduğu yöre ile ilgili mera tahsis kararı ya da kaydı olup olmadığı merciinden sorulup varsa kayıt ve haritaları getirtilmeli, daha sonra önceki keşiflerde dinlenen bilirkişi ve tanıklarla taraflarca ayrıca gösterilecek tanıklar, tespit bilirkişileri ve hayatta bulunmaları halinde belirtmelik bilirkişileri eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların öncesinin kadim ve geleneksel şekilde kullanılan mera olup olmadığı, değilse davacının ve miras bırakanları ile satıcılarının zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda yöntemine uygun biçimde giderilmesine çalışılmalı, ziraat mühendisi bir bilirkişiden taşınmazların toprak yapısı, öncesinin mera olup olmadığı, bitki örtüsü, işleniş tarzı ve süresi ilgili olarak teknik verilere dayalı gerekçeli rapor alınmalı, fen bilirkişisine geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davacı Ali'nin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 25.02.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy