(3402 S. K. m. 13, 14, 20)
Dava ve Karar: Davacı Hazine ile davalı Hilmi Atmış arasındaki dava hakkında Karadeniz/Ereğli Kadastro Mahkemesinden verilen 4.6.2003 tarih ve 2003/55-53 s. hüküm Dairemizin 30.12.2003 tarih ve 2003/12782-12162 s. kararı ile onanmıştır. Süresi içerisinde davacılar tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında 31 parsel s. 1826 m2 yüzölçümündeki taşınmaz havza-i fahmiye kapsamında kalması sebebiyle ilk kez irsen intikale, paylaşmaya, satın almaya, bağışa ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayanılarak ve beyanlar hanesinde de altındaki madenlerin hazineye ilişkin olduğu belirtilmek suretiyle Hilmi Atmış adına tesbit edilmiştir. Daha sonra ek tutanakla malikhanesi iptal edilerek teskere-i samiye de belirtilen havza-i fahmiye kapsamı içerisinde kaldığından söz edilerek ve şagilinin de Hilmi Atmış olduğu belirtilmek suretiyle kamu emlaki niteliği ile tapulama dışı bırakılmıştır. Hilmi Atmış'ın tapu kaydına dayanan itirazı komisyonca kabul edilerek parselin Hilmi Atmış adına tespitine karar verilmiştir. Hazine taşınmazın zilyetlikle kazanımının olanaklı bulunmadığını öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu parselin davalı Hilmi Atmış adına tesciline karar verilmiş ve hüküm dairece onanmıştır.
Mahkemece dava konusu taşınmaz üzerinde tesbit tarihinde adına tescil kararı verilen zilyet davalı taraf yararına 3402 S. Kadastro Kanununun 13. ve 14. maddeleri hükmünde ön görülen mülk edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davalı Hilmi'nin tapu kaydına dayalı itirazı kadastro komisyonunca kabul edilerek taşınmazın adına tesciline karar verilmiştir. Mahkemece davalıdan dayandığı tapu kayıt örneği istenip yöntemine uygun şekilde uygulanmamış, yerel bilirkişi sözleri soyut ve tutanak içeriğine aykırı düşmesine karşın tutanak bilirkişileri tanık sıfatıyla taşınmaz başında dinlenerek aykırılığın giderilmesine çalışılmamış, tanık dinlenilmesi yoluna gidilmemiş, keşifte hazır edilen teknik bilirkişinin krokili raporu da alınmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi öncelikle davalıdan dayandığı kaydın bir örneği ve maliki ile bağlantısını gösterir veraset ilamı ibraz etmesi istenmeli ve gerektiğinde nüfus kayıt örnekleri getirtilmeli, yine taraflardan taşınmazın öncesini ve yöreyi iyi bilen yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ile taraflarca gösterilecek tanıklar ve tesbit bilirkişileri eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak dayanılan tapu kaydı yerel bilirkişi ve uzman bilirkişi marifetiyle gereği gibi yerine uygulanmalı, uygulamada söz konusu tapu kaydının dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği gözönünde tutulmalı, kapsamı 3402 S. Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun şekilde belirlenmeli, bilirkişi tarafından bilinmeyen sınırlar yönünden tanıkların bilgisine başvurulmalı, kaydın dava konusu taşınmazın tümünü yada bir bölümünü kapsamadığı saptandığı taktirde bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, davalının zilyetliğinin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, tanık ve bilirkişi sözleri arasında aykırılık doğduğu taktirde giderilmeli, yerel bilirkişi ve tanıklardan tapu dışı ifraz, paylaşma ve trampa iddiaları hakkında olaylara dayalı bilgi alınmalı, teknik bilirkişiden keşfi ve uygulamayı izlemeye, bilirkişi veya tanık sözlerini denetlemeye olanak verecek şekilde ayrıntılı ve gerekçeli raporlu kroki alınmalı, 17 Ocak 1326 (1910) gün ve 289 s. Teskere-i Samiyede belirtilen Havza-i Fahmiye ve sözü edilen Teskere-i Samiyede sonradan yapılan değişikliklerde gözönünde tutulmalı, ondan sonra toplanan ve toplanacak bütün deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Yerel mahkeme kararının açıklanan gerekçeler doğrultusunda bozulmasına karar verilmesi gerekirken dairece onandığı yeniden yapılan inceleme sonunda anlaşılmış olmakla davacı hazinenin karar düzeltme isteminin Kabulüne, Dairenin 30.12.2003 tarih 2003/12782-12162 s. onama kararının Ortadan Kaldırılmasına ve hükmün açıklanan sebeplerden ötürü BOZULMASINA ve 492 S. Harçlar Kanununun 13/J maddesi uyarınca hazineden harç alınmamasına 29.04.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy