(1086 S. K. m. 1, 2) (2918 S. K. m. 85)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda, kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin maliki ve sürücüsü olduğu 55 LC 550 plakalı aracına davalının sevk ve idaresindeki maliki olduğu 55 NU 014 plakalı araçla çarpmak suretiyle trafik kazasına neden olduğunu, araçta 1.800.000.000 TL hasar ve 1.000.000.000 TL de değer kaybı olmak üzere 2.800.000.000 TL zarar meydana geldiğini, 1.500.000.000 TL'nin davalının sigortası tarafından ödendiğini bakiye 1.300.000.000 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı kusur ve tazminat konusunda bilirkişi incelemesi yapılması, davacının sigortadan tüm zararını tahsil edip teslim, ibra, temlik belgesi imzalayıp verdiğini tüm haklarını sigortaya devrettiğinden dava hakkı bulunmadığını, likit olmayan alacak için faiz istenemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve hükme esas alınan bilirkişi raporu gereğince mahkemenin görevsizliğine, kesinleştiğinde ve talep halinde görevli Bafra Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava trafik kazasından kaynaklanan tazminat davasıdır.
Davacı sigorta tarafından karşılanmayan bakiye 1.300.000.000 TL tazminat için dava açmıştır. HUMK'nun 1. maddesine göre, mahkemenin görevi müddeabihin (dava konusunun) miktar ve değeri, davanın açıldığı tarihteki diğer esas tutulmak üzere belirlenir. Aynı Yasanın 2. maddesinde de, konusu para olan davalarda görevli mahkeme, dava dilekçesinde istenen alacak (tazminat) miktarına göre belirleneceği belirtilmiştir. Miktarı görev sınırından fazla olan bir dava Asliye Hukuk Mahkemesine açıldıktan sonra, yargılama aşamasında müddeabih görev sınırının altına düşerse, davaya yine Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilir. Yani somut olayda olduğu gibi Asliye Hukuk Mahkemesi görevsizlik kararı veremez. Bu husus mahkemenin görevinin müddeabihin açıldığı gündeki değerine göre belirleneceği kuralına ve usul ekonomisine de uygundur. Bu durumda davaya Asliye Hukuk Mahkemesince bakılması gerekirken görevsizlik kararı verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA bozma nedenine göre sair temyiz itirazların şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 05.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy