(3402 S. K. m. 9, 12, 14) (YHGK 30.06.1993 T. 1993/16-139 E. 1993/487 K.)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında özetle: Diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak davacının babası Hüseyin Durmaz'ın Milas Kaymakamlığına verdiği 28.9.1967 günlü dilekçede taşınmazı imar ihya etmez isteğini bildirdiği gözetilerek, dilekçe altındaki imzanın Hüseyin Durmaz'a ait olup olmadığı saptanıp, Hüseyin Durmaz'a ait ise oğlu davacıyı bağlaması gerekip gerekmeyeceğinin hüküm yerinde tartışılmamasının doğru olmadığı gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra tespit günü itibariyle davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Uyuşmazlık, davacı yararına taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yönündedir. Hükmüne uyulan bozma ilamında davacının babası Hüseyin Durmaz tarafından Milas kaymakamlığına verilen 28.7.1967 tarihli dilekçedeki imzanın kendisine ait olup olmadığının araştırılması gereğine değinilmiştir. İmzanın Hüseyin Durmaz'a ait olduğu mirasçısı tarafından kabul edildiği gibi mahkemenin kabulü de bu yoldadır. Dilekçede taşınmazın 3573 sayılı yasa hükümleri gereğince açılıp imar edilmek istendiği yazılıdır. Hal böyle olunca zilyetliğin 28.7.1967 tarihinde ya da onu takip eden tarihlerde başladığının kabulü gerekir. Söz konusu tarih ile kadastro tespit tarihi arasında 20 yıllık süre geçmemiştir. Hüseyin Durmaz'ın bu yöndeki yazılı başvurusu halefiyet yoluyla zilyetliğin başlangıcı yönünden mirasçılarını bağlayacağı kuşkusuzdur. Diğer taraftan 3.8.2004 tarihinde yürürlüğe giren ve de 2863 sayılı yasanın 11. maddesinde değişiklik yapan 5226 sayılı yasaya göre sit alanlarının zilyetlikle iktisabına olanak yoktur. Bu yön HGK. nun 30.6.1993 gün 1993/16-139 - 1993/487 sayılı kararlarıyla da benimsenmiştir. Bu durumda ve yazılı nedenlerle davanın reddine ve taşınmazın tespit gibi hazine adına tesciline karar vermek gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere kabulü yoluna gidilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı hazinenin temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, 19.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy