(3402 S. K. m. 14, 46)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı tapu kaydına ve kadastro öncesi sebebe dayanarak genel kadastro sonucu davalı adına oluşan tapu kaydının iptal ve tescil isteği ile dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Davaya konu 27 nolu parsel kadastro sırasında irsen intikale ve zilyetliğe dayalı olarak davalı Selami adına tespit edilmiş, davacı Hazine tapu kaydına dayanarak davalı adına oluşan tapu kaydının iptaline ve Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davacı Hazine adına kayıtlı olup 4753 ve 5618 sayılı yasa hükümleri uyarınca oluşturulan 3.9.1955 tarih 14 sıra nolu tapu kaydının taşınmaza aidiyeti uygulama ile saptandığı gibi bu yön mahkemenin de kabulündedir. Uyuşmazlık, Hazine tapusunun oluşturulduğu ve dayanağı belirtmelik tutanağının düzenlendiği güne kadar davalı yararına 3402 sayılı Kadastro Yasasının 46/1 ve 14. maddesi hükümlerinin oluşup oluşmadığı yönünde toplanmaktadır. Tapunun oluşturulduğu tarihe kadar davalı yararına taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin kabul edilebilmesi için tapu tesis tarihine kadar davalının ve miras bırakanı babası Abdullah'ın taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin 20 yıla ulaştığının kanıtlanması gerekir. Bilgisine başvurulan yerel bilirkişi 1933, davacı tanığı ise 1932 doğumludur. Tapu tesis tarihi nazara alındığında bilirkişi ve tanığın yaşlarına göre davacının babası Abdullah'ın zilyetliğinin başlangıç tarihi bilmeleri olanağı yoktur. Diğer taraftan tespite esas alınan vergi kaydının uygulaması da yetersiz olup kapsamı kesin olarak belirlenmemiş, keşif tutanağına 1936 tesis tarihli olarak yazılmasına karşın Özel İdare Müdürlüğünün 27.1.2003 gün 27 sayılı yazıları ekinde kaydın 1947 tahrir tarihli olduğu görülmüş ve kaydın gerçek tesis tarihi sorulmamış, bu arada belirtmelik bilirkişilerinin sağ olup olmadığı da araştırılmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, Hazine tapusunun taşınmaza uygunluğu uyuşmazlık konusu olmadığına göre davadan taşınmaz edinme koşullarının kendi lehine oluştuğunu kanıtlama yükümlülüğü davalı tarafa düştüğü gözetilerek davalıya taşınmazı ve öncesi iyi bilen elverdiğince yaşlı tanık göstermesi istenmeli, belirtmelik bilirkişilerin hayatta olup olmadıkları araştırılmalı, özel idare müdürlüğüne yazı yazılarak Kırkışla köyünün 762 tahrir nolu vergi kaydının 1936 yoksa 1947 tahrir tarihli mi olduğu sorulmalı ve ona göre kayıt getirtilmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkla tutanak bilirkişileri, hayatta bulunan belirtmelik bilirkişileri davalı tarafça gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak 762 tahrir nolu vergi kaydı gereği gibi yaşlı ve yansız yerel bilirkişi aracılığıyla uygulanıp aidiyet ve kapsamı kesin olarak belirlenmeli, dava dışı 26 nolu parselin tespitinde de aynı vergi kaydının esas alındığı gözetilerek uygulamada bu yön dikkate alınmalı, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin mer'a olup olmadığı yada kaçak kişilerden kalıp kalmadığı, değilse davalının babası Abdullah'ın zilyetliğinin başlangıç tarihi süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, gerektiğinde yukarda açıklanan hususlarla ilgili olarak komşu parsellerin malik yada zilyetlerin tanık sıfatı ile bilgilerine başvurulmalı, 27 ve 26 nolu parselleri dıştan çevreleyen komşu parsellerin tutanakları ve tespitlerine esas alınan kayıtlar getirtilerek taşınmaz yönünü ne şekilde sınır okuduklarına bakılmalı, vergi kaydının taşınmaza uymaması ve davalı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşması sonucuna varıldığında davalı ve babası adına belgesiz zilyetliğe dayalı olarak taşınmaz tespit ya da tescil edilip edilmediği mercilerinden araştırılıp olduğunda tutanakları getirtilip incelenmeli, fen bilirkişisine önceden olduğu gibi raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davacı hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, 24.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy