(3402 S. K. m. 4, 9)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 133 ada 34 parsel sayılı 2.293.018 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz mer'a olarak sınırlandırılarak tesbit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı Hüseyin Şahin, taşınmazın 70 dönümlük bölümüne yönelik olarak satınalma, irsen intikal, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmış, yargılama sırasında tapu kaydına da dayanmıştır. Mahkemece davanın reddine ve dava konusu parselin mer'a olarak tesbitine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece taşınmazın toprak tevzi komisyonunca düzenlenen mer'a tahsis haritası kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Dava edilen taşınmaz bölümünün içerisinde bulunduğu 133 ada 34 nolu parsel kadastro sırasında mer'a olarak sınırlandırılmış, davacı dava dilekçesinde satınalmaya ve zilyetliğe yargılama aşamasında da tapuya dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Tesbit nedenine, ileri sürülüşe ve savunmaya göre uyuşmazlık taşınmazın mer'a olup olmadığı yönündedir. Öğretiye ve süreklilik arzeden yargısal uygulamalara göre bir yerin mer'a olarak kabulü için o yerle ilgili yetkili makamlarca verilmiş mer'a tahsis kararının bulunması, aksi takdirde o yerin başlangıcı bilinmeyen bir süreden beri ve de eylemli şekilde mer'a olarak kullanılması, bunun yanında mer'a ile ilgili davalarda dinlenecek bilirkişi ve tanıklarında davanın sonucunda yararı bulunmayan komşu köylerden seçilmeleri gerekir. Taşınmazın mücerret mer'a haritası kapsamında kalması tek başına o yerin mer'a olduğunun kabulünü gerektirmeyeceği gibi davacının mülkiyet hakkına dayalı iddiasının dinlenilmesine de engel değildir. Öte yandan yerel bilirkişi seçiminde bir isabetsizlik yoksa da yaşı itibariyle taşınmazın kadim ve geleneksel şekilde kullanılan mer'a olup olmayacağı konusunda yeterli bilgiye sahip olduğu söylenemez. Ayrıca tanık bilgisine başvurulmamış, tutanak bilirkişileri dinlenilmemiştir. Bunun yanında yerel bilirkişinin kayıtlarının uygulanmasıyla ilgili sözleri de soyut içerikli ve gerekçeye dayanmamaktadır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, öncelikle davacının dayandığı Nisan 1953 tarih 90 ve 91 nolu tapu kayıtları ilk tesisinden itibaren intikalleri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden istenmeli, tapunun tescil ilamına dayalı olarak oluşturulması durumunda dosyası, bulunamadığı takdirde tescil ilam ve krokisinin onaylı birer örneği merciinden getirtilmeli, taraflardan komşu köylerden olmak üzere taşınmazı ve yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, yerel bilirkişi seçiminde aynı yöntem izlenmeli, dayanak tapu kayıtlarının kadastro sırasında başka parsellere revizyon görüp görmediği Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden sorulup varsa tutanakları getirtilmeli ve uygulamada nazara alınmalı ve kaydın kapsamının yazılı sınırlarına göre yüzölçümleri ile geçerli olacağı dikkate alınmalı, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve gösterilecek tanıklar ile tüm tesbit bilirkişileri eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak dayanak tapu kayıtları ve haritaları yerel ve teknik bilirkişi aracılığıyla gereği gibi yerine uygulanmalı, kayıtlarda yazılı sınırlar bilirkişiye arazi üzerinde göstertilip düzenlenecek krokiye yerleri işaret ettirilmeli, tapu kaydının uyması ve tapunun tescil ilamına dayalı olarak oluşturulması ve ilamda da hazine ve köy tüzel kişiliğinin taraf olması halinde ilamın taraflarını bağlayacağı ve uyuşmazlığın kesin hüküm kuralı uyarınca çözümlenmesi gerekeceği dikkate alınmalı, tapunun uymaması halinde bilirkişi ve tanıklardan 133 ada 34 nolu parsel ile bu parsel içerisinde davaya konu edilen taşınmaz bölümünün öncesinin kadim ve geleneksel şekilde kullanılan mer'a olup olmadığı, değilse kimden kaldığı davacının ve satıcısının zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, ziraatçi bilirkişiden taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü, öncesinin mer'a olmadığı, değilse kullanım tarzı ve süresi, bitişik mer'a ile aralarında ayırıcı doğal sınırlar olup olmadığı konusunda teknik verilere dayalı gerekçeli rapor alınmalı, taşınmaz öncesinin mer'a olması durumunda kamu orta malı niteliğindeki mer'aların zilyetlikle mülk edinilemeyeceği ve sürdürülen zilyetliğin zilyet yararına bir hak sağlamayacağı gözönünde bulundurulmalı, fen bilirkişisine yapılan uygulamaları (olduğunda tescil krokisi ve mer'a krokilerinin) ve kayıtlarda yazılı sınır yerlerini yansıtır ve uygulamayı izlemeye olanak verecek biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Davacı Hüseyin Şahin'in temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmemesine, 09.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy