(1086 S.K.m. 445, 447)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Yargılamanın yenilenmesini isteyen davacı Hazine, mahkemenin 1994/37-155 karar sayılı kesinleşen dosyasında davaya konu olan 272 parsel sayılı taşınmaz içerisinde 2863 Sayılı Yasaya göre korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı niteliğinde iki adet antik kaya mezarlığı bulunduğunun Kale Sulh Hukuk Mahkemesi'nin değişik işler 1998/12 sayılı dosyası ile tespit edilmesine karşın, kesinleşen dosyada teknik bilirkişi olan H'nin kasıtlı olarak keşif rapor ve krokisinde antik kaya mezarlarını 272 parsel sınırları dışında gösterdiğini öne sürerek HYUY'nın 445. maddesi gereğince kesinleşen hükmün kaldırılarak taşınmazın tüm nitelikleri ile Hazine adına tapuya tescilini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiş ise de; varılan sonuç dosya içeriğine ve yasa hükümlerine uygun düşmemektedir. HYUY'nın 445/5. maddesinde bilirkişinin kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun ( rapor verildiğinin ) bir ceza mahkemesi hükmü ile sabit olması halinde yargılamanın yenilenmesinin istenebileceği, ayrıca aynı yasanın 447/1. maddesinde başvurunun kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içerisinde yapılması, 445/son maddesinde de kasten gerçeğe aykırı rapor verdiği ileri sürülen bilirkişi hakkında delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya karar verilememiş ise, ceza mahkemesi kararı aranmayıp doğrudan hukuk mahkemesinde davanın açılacağı öngörülmüştür.
Hal böyle olunca teknik bilirkişi H. hakkındaki Kale Cumhuriyet Başsavcılığı'nın dava zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle verilen takipsizlik kararına yapılan itirazın Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nce reddine dair 1998/317-317 D. İşler kararı davacı Hazine vekiline 12.11.1998 tarihinde tebliğ edildiğine nazaran ise üç aylık hak düşürücü sürenin de bu tarihte başlaması gerekir. Dava üç aylık süre dolmadan 17.11.1998 tarihinde açıldığına göre işin esasına girilerek iddia ve savunma doğrultusunda toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere süre yönünden davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacı Hazine'nin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 30.6.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy