(3402 S. K. m. 9, 16)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 530 parsel sayılı 366600 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz mer'a olarak sınırlandırılmıştır. İtirazı kadastro komisyonunda reddedilen Alaattin ve Muhyettin Kopçuk, Sait Durdu, Mehmet Şefik Kaya vergi kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmaz içerisindeki ayrı ayrı bölümler için dava açmışlardır. Mahkemece davacıların davalarının kısmen kabulüne kısmen reddine ve dava konusu taşınmazın 21.9.2004 havale tarihli raporlu krokide (A) harfi ile gösterilen 100000 metrekarelik kısmın davacı Sait Durdu, (B) harfi ile gösterilen 60.000 metrekarelik kısmın ½ payının davacı Alaattin Kopçuk, ½ payının Muhyettin (Muhittin) Kopçuk, (C) harfi ile gösterilen 20000 metrekarelik kısmın davacı Mehmet Şefik Kaya adına tapuya tesciline, (D) harfi ile gösterilen 186600 metrekarelik kısmın mer'a olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, 530 nolu parsel içerisinde davaya konu edilen yerlerin mer'a olmadıkları dayanılan vergi kayıtları kapsamında kaldıkları ve tesbit günü itibariyle adlarına tescil kararı verilen zilyetleri yararına vergi kaydına ve zilyetliğe dayalı taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı olduğu üzere karar verilmiş ise de yapılan araştırma inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında 530 nolu parsel mer'a niteliğiyle sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiş, davacılardan Sait Durdu taşınmazın krokide (A), Alaattin ve Muhyettin Koçpuk (B), ve Mehmet Şefik Kaya'da (C) ile işaretli bölümlerine yönelik olarak vergi kaydına ve zilyetliğe dayanarak dava açmışlardır. Tespit nedenine, ileri sürülüşe ve savunmaya göre uyuşmazlık taşınmazların mer'a olup olmadıkları, değilse davacılar yararına taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yönlerinde toplanmaktadır.
Davacıların ayrı ayrı dayandıkları vergi kayıtlarının dava edilen bölümlere uyduğu yolundaki yerel bilirkişi sözleri soyut içerikli ve gerekçeye dayanmamaktadır. 120 tahrir nolu vergi kaydının (A) ile işaretli bölüme uyduğunun kabulü için doğusunda okunan Varan suyunun güzergahı ile kuzeyinde okunan sahip yerinin neresi olduğunun, 141 tahrir nolu vergi kaydının (B) ile işaretli bölüme uygunluğunun kabulü için doğusunda okunan Abdulbaki ve Havşa Kayıran, kuzey sınırda okunan Halil Artan ve güney sınırında geçen Hasan kaya yerlerinin duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi gerekir. Bilirkişilerin sözü edilen sınırlarla ilgili sözleri dayanaksız kalıp kayıtlarla doğrulanmamış, bu konuda tanıkların bilgilerine de başvurulmamıştır. Diğer taraftan Mehmet Şefik Kaya'nın dayandığı 10 tahrir nolu vergi kaydının doğu sınırında eylemli olarak yol bulunmakla beraber kuzey sınırından geçen bir yol bulunmamaktadır. Ayrıca yollarda belli bir isimle anılmamaktadır. Öğretiye ve süreklilik arz eden yargısal uygulamalara göre bir taşınmazın mer'a olarak kabulü için yetkili makamlarca alınmış mer'a tahsis kararının olması, olmadığı takdirde o yerin başlangıcı bilinmeyen bir süreden beri ve eylemli olarak da mer'a olarak da kullanılması gerekir. Taşınmazların bulunduğu yerle ilgili mer'a tahsis kararının olmadığı mercilerinden bildirilmekle beraber kadimilik üzerinde durulmamış, yine ayrı tarihlerde alınan üç ziraatçi bilirkişi raporunda da dava edilen yerlerin dahi belirli bölümlerinin taşlık ve ziraatte elverişli olmadığı bildirildiği halde söz konusu yerlerin taşınmazlar içerisindeki konum ve miktarları da krokisine yansıtılmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, öncelikle her üç davacının dayandıkları vergi kayıtlarının kadastro sırasında herhangi bir parsele yada parsellere revizyon görüp görmedikleri gerek tapu sicil ve gerekse kadastro müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup olduğunda tutanakları getirtilmeli, 530 nolu parselin bulunduğu yöre ile ilgili eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları mercilerinden istenilmeli, taraflardan komşu köylerden olmak üzere elverdiğince yaşlı ve mahallini bilen tanık göstermeleri istenmeli, yerel bilirkişi temininde aynı yol izlenmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ve tanıklarla taraflarca gösterilecek tanıklar ve tüm tespit bilirkişileri eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak vergi kayıtları getirtilecek memleket haritası ve hava fotoğrafları ile birlikte yerel ve teknik bilirkişiler aracılığıyla gereği gibi yerlerine uygulanmalı, özellikle 120 nolu vergi kaydının doğusunda okunan varan suyunun mecra ve yatağı, kuzey sınırında okunan sahibin, 141 tahrir nolu vergi kaydının doğusunda okunan Abdulbaki ve Havşa Kayıran, güney sınırında okunan Hasan Kaya, kuzey sınırında okunan Halil Artan ve belek çayırının yerleri arazi üzerinde göstertilip düzenlenecek krokiye işaret ettirilmeli, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar yönünden tanıkların bilgilerine başvurulmalı, 120 tahrir nolu vergi kaydının uygunluğunun saptanması ve kuzeyde okunan sahip yerinin 346 nolu parsel olduğunun saptanması durumunda kayıt kapsamının 346 ve 347 nolu parsellerin güney sınırından başlanmak suretiyle belirlenmesi gerekeceği gözönünde bulundurulmalı, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların kadim ve geleneksel şekilde kullanılan mer'a olup olmadığı, değilse her bir davacının dava ettikleri bölümler üzerindeki zilyetliklerinin başlangıç tarihi süresi ve sürdürülüş biçimi, taşınmazların tamamının mı yoksa belirli bölümlerinin mi biçenek olarak kullanıldığı olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, güneydeki 527 nolu parsel hakkında verilecek kararın davaya etkisi üzerinde durulup delillerin değerlendirilmesinde dikkate alınmalı, vergi kayıtlarının başka parsellere revizyon görmesi halinde bu yön uygulamada nazara alınmalı, birisi ziraat, diğerleri Jeoloji ve Jeofizik mühendisinden oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan dava edilen taşınmaz bölümlerinin toprak yapıları, karakterleri, bitki örtüleri, öncesinin mer'a olup olmadığı, işleniş tarzı ve süresi ve tamamının ziraate elverişli olup olmadığı ya da biçenek olarak yararlanılıp yararlanılmadığı, içerisinde taşlık alanların olup olmadığı konularında geniş kapsamlı ve teknik verilere dayalı rapor alınmalı, fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamaları ve kayıtlarda yazılı sınır yerlerini ve de dava konusu taşınmaz bölümleri içerisinde ziraat edilmeyen taşlık alanlar bulunduğunda bu yerlerin konum ve miktarlarını gösterir raporlu kroki alınmalı, vergi kayıtlarının uymaması ve taşınmazlarının öncesinin mer'a olması durumunda kamu orta malı niteliğindeki bu tür yerlerin zilyetlikle kazanılmasının olanaksız olduğu düşünülmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davalı Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, 04.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy