(3402 S. K. m. 13)
Dava: Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 2267 parsel sayılı 200 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı Hüsnü Çök adına tespit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı Yusuf Güz, satın alma, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine ve dava konusu parselin davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Yusuf Güz tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastroca taşınmaz tapu kaydına ve zilyetliğe dayalı olarak davalı hüsnü Gök adına tesbit edilmiş, davacı irsen intikale satın almaya ve zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteği ile dava açmıştır. Tesbit nedenine, ileri sürüleşe ve savunmaya göre uyuşmazlık, 3402 sayılı Kadastro Yasasının 13/B-b koşullarının davacı yararına oluşup oluşmadığı yönünde toplanmaktadır. Tesbite esas alınan ve davalı adına kayıtlı bulunan Eylül 1317 tarih 918 nolu sicilden gelen Haziran 1970 tarih 55 nolu tapu kaydının taşınmaza uygunluğu keşfen saptandığı gibi bu yön mahkemenin de kabulündedir. Ayrıca uygulama komşu parsel kayıtları ile de kısmen denetlenip doğrulanmıştır. 3402 sayılı Kadastro Yasasının 13/B-b maddesi koşullarının gerçekleştiğinden çözülebilmesi için tapu dışı satışın yapılıp taşınmazın zilyetliğinin satın alana devri ve ayrıca tesbit gününden önce satın alanın taşınmazda en az 10 yıl süresi ile zilyet bulunması ve tesbit gününe kadarda satışın bozulması gerekir. Dinlenen yerel bilirkişinin zilyetlikle ilgili sözleri soyut içerikli ve uyuşmazlığın çözümüne elverişli bulunmamaktadır. Yerel bilirkişiden davacının babası Ömer'in taşınmazın kim ya da kimlerden hangi tarihte satın aldığı, kendisi ile birlikte oğlu davacının zilyetliğinin süresi ve sürdürülüş biçimi sorulup açıklığa kavuşturulmamış, bu yönde tanık bilgisine de başvurulmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, taraflardan taşınmazı ve öncesi iyi bilen yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, daha sonra gösterilecek tanıklarla birlikte tüm tesbit bilirkişileri eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın davacının babası Ömer tarafından kimlerden hangi tarihte satın alındığı, Ömer'in ve oğlu davacının zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, gerektiğinde bu konuda komşu parsel malik ya da zilyetlerinin tanık sıfatı ile bilgilerine başvurulmalı, 1317 tarih 918 tapu kayıt maliklerinin ölüm tarihlerine göre davacı ve babasının zilyetliklerinin süresi ve sürdürülüş biçimi göz önünde bulundurularak davalı adına intikal ettiği tarih itibariyle tapunun hukuki değerini yitirip yitirmediğinin karar yerinde tartışılması yapılmalı, fen bilirkişisine önceden olduğu gibi raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 21.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy