(1086 S. K. m. 45, 74) (2918 S. K. m. 85) (818 S. K. m. 41)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili; davalılardan İsmail'e ait Metin'in sevk ve idaresindeki 06 V 2217 plakalı aracıyla müvekkilinin sevk ve idaresindeki 06 FBM 21 plakalı aracına çarptığını belirterek 4.000.000.000. TLsi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı İsmail vekili kusur oranı ve talep edilen hasar miktarının kabul etmediklerini davacı aracının Adıgüzel Çelebi adına kayıtlı olduğunu malikin mirasçısı olması halinde davacının kendi hissesine düşen payı isteyebileceğini belirterek davanın sigorta şirketine ihbarı ile reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu gereğince davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Kazaya karışan araç davacının murisi Adıgüzel Çelebi adına kayıtlı olup dava mirasçılardan Mesut tarafından açılmıştır. Yargılama sırasında davacı vekili diğer mirasçılarında Ankara 19.Asliye Hukuk Mahkemesine dava açtıklarını bildirerek birleştirme kararının beklenmesi talep etmiştir. HUMK. 45. maddesinde değinildiği gibi aynı sebepten doğan veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde davalar arasında bağlantı (irtibat) var sayılır. Davacı vekilinin son celse belirttiği Ankara 19.Asliye Hukuk Mahkemesinin ilgili dosyasının birleştirilmesi beklenerek taraf teşkilinden sonra hüküm kurulması gerekir.
2- Sigorta eksperinin raporuna göre davacının aracının 2.el değeri 7.000.000.000. TLdir. Aracın değere hasar tesbit raporuna göre ise 6.000.000.000. TLdir. Hükme esas bilirkişi raporunda aracın 2.el değeri 4 milyar olarak belirlenmiştir. Belirlenen değerler arasında fahiş farklılık söz konusudur. Bu konudaki çelişkinin uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan alınacak raporla giderilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması da isabetli değildir.
3- Kaza tarihinden itibaren davacı tarafça yasal faiz istendiği halde bu konuda olumlu veya olumsuz karar verilmemesi usul ve yasaya aykırıdır.
4- Kabule göre de; sigorta tarafından ödeme yapılmakla konusu kalmayan dava hakkında karar ittihazına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken davanın reddine ilişkin hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 19.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy