(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 12, 14)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Ö. tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 78 ada 4, 5, 7, 8, 9 ve 10 parsel sayılı, sırasıyla 6750, 8250, 5000, 5900, 10000 ve 8200 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar mera olarak sınırlandırılmışlardır. İtirazı kadastro komisyonunda reddedilen Ö. tapu ve vergi kaydı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine ve dava konusu parsellerin malikleri adına tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Ö. tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında davaya konu taşınmazlardan 4 nolu parsel İ., 5 nolu parsel F., 7 nolu parsel H., 8 nolu parsel Ş., 9 nolu parsel N., 10 nolu parsel ise B'nin işgalinde ve zilyetliğinde olmakla beraber 1937 tarih 32 tahrir nolu mera vergi kaydı kapsamında kaldıkları nedeni ile mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiş, davacı Ö. taşınmazların mera olmadığını, tapulu yerleri olup aynı zamanda zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek dava açmış, yargılama aşamasında da vergi kayıtlarına dayanmıştır. Keşif sırasında davalı vekili tapu kayıtları olmadığını bildirmiş ve beyanını imzası ile belgelendirmiştir. Tespit nedenine, ileri sürülüşe ve savunmaya göre uyuşmazlık, taşınmazların kadim ve geleneksel şekilde kullanılan mera olup olmadığı, değilse davacı yararına taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yönündedir. Öğretiye ve devamlılık arz eden yargısal uygulamalara göre bir yerin mera olarak kabulü için o yerle ilgili yetkili makamlarca verilmiş mera tahsis kararı ve kaydının olması, olmadığı takdirde o yerin başlangıcı bilinmeyen bir süreden beri ve de eylemli şekilde mera olarak kullanılması gerekir. Mahkemece tespite dayanak olarak gösterilen 1937 tarih 21 tahrir nolu mera vergi kaydı getirtilip yerine uygulanmamıştır. Ayrıca davacının dayanmış olduğu aynı tarih 16, 108 ve 109 tahrir nolu vergi kayıtlarının uygulaması ile ilgili yerel bilirkişi sözleri de soyut içerikli ve gerekçeye dayanmamaktadır. Diğer taraftan dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri tutanak içeriğine kısmen aykırı düşmesine karşın N. dışındaki tutanak bilirkişileri dinlenilmemiş, dinlenen yerel bilirkişiler ve tanıklar taşınmazların mera olup olmadığını bilmediklerini bildirmelerine karşın ifadelerine değer verilmeyişinin gerekçeleri hüküm yerinde gösterilmemiş, ayrıca her bir taşınmazda zilyet olan yukarıda adları yazılı kişilerin davacı Ö. ile akdi ya da irsi ilişkisi olup olmadığı da bilirkişi ve tanıklardan sorulup açıklığa kavuşturulmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, öncelikle tespit tutanaklarında yazılı 1937 tarih 32 tahrir nolu mera vergi kaydı Özel İdare Müdürlüğü'nden, dava konusu parselleri bir arada gösterir birleşik krokisi Kadastro Müdürlüğünden ya da Tapu Sicil Müdürlüğü'nden getirtilmeli, taşınmazların bulunduğu yörede daha önce toprak tevzi komisyonunca çalışma yapılıp yapılmadığı mercilerinden sorulmalı, taraflardan taşınmazları ve yöreyi iyi bilen komşu köy ya da mahalleden olmak üzere yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, yerel bilirkişi seçiminde aynı yöntem izlenmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ve tanıklarla taraflarca gösterilecek tanıklar ve temin edilecek yerel bilirkişiler aracılığıyla yerinde yeniden keşif yapılarak gerek 1932 tarih 16 ve gerekse davacının bildirdiği aynı tarih 16, 108 ve 109 tahrir nolu vergi kayıtlarının ve de olduğunda mera tahsis kaydının yerel bilirkişiler aracılığıyla uygulaması yapılmalı, gerektiğinde uygulama taşınmazların bulunduğu mahalden dinlenecek bilirkişiler aracılığıyla yapılmalı, kayıtlarda yazılı sınırlar arazi üzerinde bilirkişilere göstertilip düzenlenecek krokiye yerleri işaret ettirilmeli, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar olduğunda tanıkların bilgilerine başvurulmalı, bilirkişilerden ve tanıklardan taşınmazların öncesinin kadim ve geleneksel şekilde kullanılan mera olup olmadığı, değilse kimden kaldığı ve her bir parselde kim ya da kimlerin zilyet ettikleri, tespit tutanaklarında yazılı kişilerin zilyet olması halinde davacı Ö. ile ilişkilerinin ne olduğu ve zilyetliklerinin Ö'ye tebaan olup olmadığı olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, ziraat teknisyeni raporu ile yetinilmeyerek ziraat mühendisi bir bilirkişiden taşınmazların kadim ve geleneksel şekilde kullanılan mera olup olmadığı, değilse toprak yapısı, bitki örtüsü, işleniş tarzı ve süresi ile ilgili konularda teknik verilere dayalı gerekçeli rapor alınmalı, fen bilirkişisine geniş kapsamlı olarak yapılan uygulamaları ve keşfi izlemeye olanak verecek biçimde raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davacı Ö'nün temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 13.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy