(4721 S. K. m. 1015)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali, tescil davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Kemal Çelik tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, tapu kaydına ve kadastro öncesi sebebe dayanak genel kadastro sonucu davalı adına oluşan tapu kaydının iptal ve tescili isteği ile dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Kemal Çelik tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacının dava ettiği taşınmazın 318 ada 14 nolu parsel olmayıp başka bir yer olduğu yolundaki beyanı ile, dayanak tapu kaydına da esasen taşınmaza uymadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Daha önce yapılan kadastro tespiti sırasında taşınmaz zilyetliğe dayalı olarak davalı adına tespit edilmiş, davacı süresinde açtığı dava ile taşınmazın tapulu yer olduğunu ileri sürerek davalı adına oluşan tapu kaydının iptaline ve taşınmazın adına tescilini istemiştir. Uyuşmazlık, davacının dava konusu ettiği yerin dava dilekçesinde yazılı taşınmaz olmadığı yolundaki iddiasına değer verilip verilemeyeceği ve ayrıca yapılan uygulamanın yeterli olup olmadığı yönünde toplanmaktadır. Her ne kadar davacı keşif tutanağına geçen beyanında dava ettiği yerin daha yukarıda bir yer olduğunu bildirmiş ise de, gezip göstermemiş mahkemece de dava ettiği yeri göstermesi kendisinden istenmemiştir. Davacının tutanağa geçen bu şekildeki beyanı davadan feragat iradesini taşımaz. Nitekim temyiz dilekçesinde de davacı vekili müvekkilinin bu yöndeki beyanının zuhule müstenid olduğunu bildirmiştir. Uygulamaya gelince; yerel bilirkişilerin dayanak tapu kaydının taşınmaza uymadığı yönündeki beyanları soyut içerikli ve gerekçeye dayanmamaktadır. Öte yandan davacı yerel bilirkişilerle aralarında husumet olduğunu, bu nedenle bilirkişi olarak tayin edilmelerini kabul etmediğini ileri sürmesine karşın bu iddiası üzerinde durulmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, öncelikle her iki taraftan taşınmazı ve yöreyi iyi bilen yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, dayanılan tapu kaydı ilk tesisinden itibaren iktisap nedenleri de yazılmak suretiyle tadavülleriyle birlikte yerel Tapu Sicil Müdürlüğünden ve gerektiğinde kayıt örneği eklenerek Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığından getirtilmeli, yine yöreyi ve taşınmazların öncesini bilen yaşlı ve yansız olmak üzere yerel bilirkişi olarak seçilecek kişiler yönünden zabıta marifetiyle araştırma yapılmalı ve bildirilen kişilerin nüfus kayıt örnekleri getirtilmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen bilirkişilerle tüm tespit bilirkişileri ve de taraflarca gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılmalı, öncelikle davacıya dava ettiği yeri arazi üzerinde gezip göstertilmeli ve bunun üzerine fen bilirkişisine pafta uygulaması yaptırılarak gösterilen yerin kaç nolu parsel olduğu belirlenmeli, daha sonra yaşlı ve yansız kişilerden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla tapu kaydının uygulaması yapılarak gösterilen taşınmaza ait olup olmadığı saptanmalı, uygulamada kaydın dava dışı aynı ada 12 nolu parsele revizyon gördüğü de gözönünde bulundurulmalı, kaydın aidiyetinde doğu hududunda okunan boğuş ve kuzey hududunda okunan vartan yerlerinin önem arzettiği dikkate alınarak bu yerler bilirkişilere arazi üzerinde göstertilip düzenlenecek krokiye işaret ettirilmeli, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar yönünden tanıkların bilgisine başvurulmalı, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, kimden kaldığı, kim ya da kimlerin zilyet ettikleri, zilyetliğin süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bu arada kaydın batı ve güney sınırında okunan beyanın yörede neyi ifade ettiği açıklığa kavuşturulmalı, davacı tarafından dava konusu ettiği bildirilen taşınmazla ilgili kadastro tutanağının onaylı bir örneği getirtilip kim adına tespitinin yapıldığı ve tapunun oluşturulduğu belirlenerek ona göre davada husumetin yanlış yöneltilip yönetilmediği üzerinde durulmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, fen bilirkişisine dava edilen yer ile yapılan uygulamayı ve keşfi izlemeye olanak verecek biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davacı Kemal Çelik'in temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 29.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy