17. Hukuk Dairesi 2005/9286 E., 2005/9443 K. KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI ZİLYETLİĞİ MİRASÇILIK İLİŞKİSİ
3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 14 ] 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 15 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında özetle: Yerel ve uzman bilirkişiler, taraf tanıkları olduğu halde keşif yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklardan paylaşmanın yapıldığı gündeki ortak sınır yeri hakkında olaylara dayalı bilgi alınması, tespit gününde saptanan ortak sınır yerinin paylaşmanın yapıldığı gündeki ortak sınır olup olmadığının belirlenmesi, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı Cafer tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra yapılan araştırma ve inceleme dahi hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu edilen 31 ve 33 nolu parsellerle davacı adına tesbit edilen 32 nolu parselin öncesinin bir bütün olduğu ve miras bırakanları babalarından kaldığı uyuşmazlık konusu olmadığı gibi bu yön hükmüne uyulan bozma ilamında da açıkça vurgulanmıştır. Davacı dava dilekçesinde adına tespit edilen 32 nolu parselin 1000 metrekare olması gereken yüzölçümünün 612.01 metrekare olduğunu ileri sürerek bu noksanlığın tamamlanmasını istemiştir. Her ne kadar bozma ilamında uyuşmazlığın ortak sınıra yönelik olduğu belirtilmişse de, taşınmazların öncesinin tapusuz olduğu ihtilafsız olduğuna göre uyuşmazlığın ortak sınırın belirlenmesi yanında miras bırakan Cevdet'in ölümünden sonra hangi tarihte terekesinin taksim edildiği ve dava edilen taşınmazda taraflardan hangisinin hangi tarihten beri zilyet ettiği yönlerinde toplanmaktadır. Taksimle mi-rasçılık ilişkisi son bulup zilyet yararına zamanaşımı hükümleri işleyeceğine göre terekenin taksim tarihinin ve zilyetliğin kimde olduğunun ve süresinin duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi gerekir. Bilirkişi ve tanık sözleri bu hususlara cevap vermekten uzak olduğu gibi, mahkemece de bu yönler sorulup açıklığa kavuşturulmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, öncelikle miras bırakan Cevdet'in vukuatlı aile nüfus kayıt tablosu getirtilerek ölüm tarihi belirlenmeli, aha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklarla tüm tesbit bilirkişileri huzurunda yerinde yeniden keşif yapılmalı, keşif yerinde davacıdan 32 nolu parseldeki noksanlığın 31 nolu parsel içerisinde mi yoksa 33 nolu parsel içerisinde mi kaldığı sorulup açıklığa kavuşturulmalı ve göstereceği yer fen bilirkişisine ölçtürülüp krokisine yansıtılmalı, daha sonra bilirkişi ve tanıklardan, Cevdet'in ölümünden sonra terekesinin mirasçılar arasında hangi tarihte taksim edildiği, taksimde 31, 32, 33 nolu parsellerin kimlere isabet ettiği, 32 nolu parselin davacıya, 31, 32 nolu parsellerin davalıya isabet etmesi durumunda davacının dava ettiğini bildirdiği yerde davacının mı yoksa davalının mı zilyet ettiği, zilyetliğinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdü-rülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bu arada bilirkişi ve tanıklardan taksim sırasında hangi sınırların esas alındığı sorulup açıklığa kavuşturulmalı, yukarıda açıklandığı üzere taksimle mirasçılık ilişkisi son bulup zilyet yararına zamanaşımı hükümleri işleyeceğinden taksim tarihinden itibaren davalı taşınmaz bölümü üzerinde davalının 20 yılı aşkın süre İle zilyet olması halinde zilyetliğe dayalı taşınmaz edinme koşullarının lehine gerçekleşeceğinin kabulü gerekeceği düşünülmeli, gerektiğinde yukarda açıklanan hususlarla ilgili olarak diğer mirasçıların ve de komşu parsel maliklerinin tanık sıfatı İle bilgilerine başvurulmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, fen bilirkişisine raporlu kroki düzenlettirilmeli, düzenlenecek krokiye dava edilen taşınmaz bölümleri aksettiril-meli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Davalı Cafer'in temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü (BOZULMASINA) ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 10.10.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy