(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 113 ada 13 parsel sayılı 402.35 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz haricen satınalma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Nazım Baş adına tesbit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı Hazine taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşlık, kayalık yerlerden olduğuna ve zilyetlik şartlarının bulunmadığına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine ve dava konusu parselin davalı Nazım Baş adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında taşınmaz satın alma ve zilyetliğe dayalı olarak davalı adına tespit edilmiş, davacı hazine taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşlık ve kayalık yerlerden olduğu ve zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı iddiası ile dava açmıştır. Tespit nedenine ve ileri sürülüşe göre uyuşmazlık davalı yararına taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yönünde toplanmaktadır. Tapusuz olan bir taşınmazın tesciline karar verilebilmesi için taşınmazın tescile tabi yerlerden olması, zilyedin zilyetliğinin aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla olmak üzere 20 yıla ulaşması ve ayrıca maddi olaylardan sayılan zilyetlik ve sürdürülüş biçiminin tanık ve diğer delillerle kanıtlanması gerekir. Uzman bilirkişi raporlarında taşınmazın tarım arazisi olduğu açıkça vurgulanmakla beraber zilyetlikle ilgili olarak bilirkişi ve tanık bilgisine başvurulmamış, tutanak bilirkişilerinin dahi dinlenilmesi yoluna gidilmemiştir. Öte yandan davalı cevap dilekçesinde tapu kaydına dayanmasına ve satış senedi ibraz etmesine karşın tapu kaydı getirtilmemiş, senedin uygulaması yapılmamış ve ayrıca davalı ve satıcısı adına belgesiz zilyetliğe dayalı olarak taşınmaz tespit edilip edilmediği yönünde de araştırma yapılmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, taraflardan taşınmazı ve öncesini iyi bilen yaşlık tanık göstermeleri istenmeli, davalının dayandığı tapu kaydı ilk tesisinden itibaren intikalleriyle birlikte yerel Tapu Sicil Müdürlüğünden, gerektiğinde Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden istenilmeli, komşu parsellerin kadastro tutanakları ve dayanakları kayıtlar getirtilmeli, daha sonra tutanak bilirkişileri ile taraflarca gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak gerek tapu kaydı ve gerekse satış senedi yerel bilirkişiler aracılığıyla gereği gibi uygulanıp aidiyet ve kapsamları belirlenmeli, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar olduğunda tanıkların bilgisine başvurulmalı, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu davalı ve satıcısının zilyetliğinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, komşu parselle revizyon gören kayıtlar olduğunda uygulaması yapılarak taşınmaz yönünü ne şekilde sınır okuduklarına bakılmalı, 3083 sayılı yasa ile 3402 S. K. nın 14. m de değişiklik öngören 5403 Sayılı yasa hükümleri ışığında taşınmazın sulu arazi olup olmadığı araştırılmalı, davalı ve satıcısı adına belgesiz zilyetliğe dayalı olarak taşınmaz tescil yada tespit edilip edilmediği Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlükleri ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğü nezdinde araştırılıp olduğunda tutanakları getirtilip incelenmeli, fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamayı yansıtır biçimde raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davacı hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 29.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy