(3402 S. K. m. 14, 30) (4721 S. K. m. 640, 713)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Ş. tarafından süresi içinde temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 110 ada 3, 27, 28, 104 ada 36, 115 ada 166, 116 ada 40 parsel sayılı sırasıyla 29638.16 - 955.91 - 396.11 - 4435.40 - 13704.92 - 17830.51 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan 110 ada 3, 27, 28, 104 ada 36 parseller irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, 115 ada 166 ve 116 ada 40 parsellerde irsen intikal, taksim, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 110 ada 3 parsel Nusret, 110 ada 27 ve 28 parseller İsrafil, 104 ada 36 parsel Hüseyin, 115 ada 166 parsel Mehmet, 116 ada 40 parsel Mahmut adlarına tespit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı Ş'nin vergi kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak açtığı dava, aynı nedenlere dayanarak 110 ada 27 parsel hakkında davacı A'nın açtığı dava ile birleştirilmiş, yapılan yargılama sonunda mahkemece davacı A'nın 110 ada 27 parselle ilgili davasının reddine, davacı Ş'nin tapu ve kadastro müdürlüğü ve Hazine aleyhine açtığı davanın husumetten reddine, 104 ada 36 parsel hakkındaki davasının feragat nedeniyle reddine, tespit gibi tapuya tesciline, 110 ada 3,27, 115 ada 166, 116 ada 40 parseller hakkındaki davasının reddine, tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Ş. tarafından temyiz edilmiştir.
1- Temyize konu taşınmazlardan 110 ada 3, 27 ve 115 ada 166 nolu parsellerin davacının babası ve miras bırakanı 1956 yılında ölen B'den kaldığı bilirkişi ve tanıklarca haber verildiği gibi aksi yönde bir iddia da bulunmamaktadır. B'nin terekesinin taksim edildiği iddia edilmediği gibi davalıların da bu yönde bir savunmaları yoktur. Davacı ve davalılar arasında mirasçılık ilişkisi olduğu ileri sürülmemiştir. Bilirkişi ve tanıklar taşınmazlarda adına tespit yapılan davalının tespit gününe kadar 20 yılı aşkın süre ile ve malik sıfatı ile zilyet olduklarını, davacının herhangi bir zilyetliğinin olmadığını söylemişlerdir. Medeni Yasanın eski 639, yeni 713. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 14. maddelerinde iyi niyet ilkesine yer verilmemiştir. Davacının, davalıların zilyetliğinin kendine tebaan olduğu yolunda bir iddiası mevcut değildir. Davacı, dava dilekçesinde 110 ada 28 nolu parseli de dava etmesine karşın keşif sırasında dava etmek istediği taşınmazın 27 nolu parsel olduğunu bildirmiş ve onun üzerinde de keşif icra edilmiştir. Esasen 27 nolu parsel birleşen dosyanın da konusudur ve husumette de bir yanılgı bulunmamaktadır. Davacının, davalıların 20 yılı geçkin zilyetliklerine sessiz kalıp çekişme yaratmamış olması zilyetliğin iradi terkinin bir karinesi sayılması gerekir. Bu nedenlerle ve kararda yazılı diğer gerekçelere davacının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile 110 ada 3 ve 27 ve 115 ada 166 nolu parsellerle ilgili usul ve yasaya uygun aleyhindeki hükmün Onanmasına,
2- 116 ada 40 nolu parselle ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince: Yukarıda da açıklandığı üzere taşınmazın B'den kaldığı uyuşmazlık konusu değildir. B'nin ölüm tarihine göre terekesi iştirak halindeki mülkiyet hükümlerine tabidir. İştirak halindeki mülkiyet hükmünün cari olduğu hallerde mirasçılardan birinin veya birkaçının terekeye dahil bir taşınmazı üçüncü kişiye satışının geçerliliği diğer mirasçıların onayına bağlıdır. B. terekesinin taksim edildiği iddia edilmemiş ve kanıtlanmamıştır. Yine B'nin sağlığında taşınmazı oğlu M'ye sattığı ya da bağışladığı konusunda da bir iddia ve açıklama yoktur. Hal böyle olunca M'nin üçüncü kişi Mehmet'e yaptığı satışın geçerliliği yoktur. Satış tarihi olan 30.10.1997 tarihinden tespit gününe kadar da davalı Mehmet'in zilyetliği 20 yıla ulaşmamıştır. Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgular karşısında mahkemece 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 30/2. maddesi göz önünde bulundurularak taşınmazın payları oranında B. mirasçıları adına tesciline karar vermek gerekirken bu yönler göz ardı edilerek ve delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi, dava nedeniyle itirazlı olarak bırakılan 110 ada 28 nolu parsel hakkında sicil oluşturmaya esas olacak olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması da doğru değildir.
Sonuç: Davacı Ş'nin temyiz itirazı yerindedir kabulü ile 116 ada 40 nolu parsele ve dava dilekçesinde dava konusu edilen 110 ada 28 nolu parsele hasren hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 21.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy