(6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araca, davalının maliki olduğu aracın tam kusurlu çarparak hasara neden olduğunu ileri sürerek, sigortalısına ödenen miktardan kalan 13.950 YTL tazminatın ödeme tarihinden işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacı şirketin sigortalısına sigorta bedelinin üzerinde bir (ex-gratia) ödeme yaptığını belirterek, kendilerinden ancak gerçek zarar miktarının istenebileceğini, tespit edilen zarar miktarının da fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 13.950 YTL tazminatın 08.06.2008 ödeme tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde (0 km) yeni araç bedeli dikkate alınarak zarar miktarı tespit edilmiştir. Bir mal sigortası türü olan kasko sigortasında da, sigortacının (davacının) TTK'nun 1301. maddesi uyarınca sigortalısına halef olarak, davalının kusuru oranında gerçek zararını isteyebilir. Aynı ilkenin sonucu olarak, sigorta sözleşmesindeki eskisi yerine yenisi klozu uyarınca sigorta konusu aracın, tam hasara uğraması halinde hasar tarihindeki ikinci el piyasa değerine bakılmaksızın 0 km son model anahtar teslim değerinin ödeneceğine ilişkin özel şart, sigorta ettiren ve sigortacı arasında hüküm ifade eder. Sigorta rücu davasında sigortacı bu şartı zarar verene karşı ileri süremez. Zira zarar veren ancak gerçek zarardan sorumludur.
Halefiyet üçüncü kişilerin durumlarını ağırlaştırmaz. O halde mahkemece, aracın kaza tarihindeki ikinci el piyasa rayiç değeri tespit ettirildikten sonra, hurda satış değeri indirilerek gerçek zarara hükmetmek gerekirken, poliçenin taraftar arasında geçerli, eskisi yerine yenisi klozu uyarınca hesaplanan tazminata hükmedilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 24.11.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy