MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı üçüncü kişi ve davalı alacaklı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3. kişi, Aydın 1. İcra Müdürlüğünün 2006/2500 esas sayılı takip dosyasında, işyeri ve içindeki makinaların davalı borçluya kiraya verildiğini, bu işyeri ve makinaların murislerinden kaldığını ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haczin borçluya ödeme emrini tebliğ edilen adreste yapıldığını, haciz sırasında borçlunun hazırbulunduğunu, davacı tarafından sunulan faturalardaki mallar ile haczedilen malların aynı olmadığını savunarak davanın reddi ile tazminat talep etmiştir.
Davalı borçlu davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına, fakat icra takip dosyasında mahcuz malların satış işlemi yapıldığından satış parasının karar kesinleşinceye kadar alacaklıya ödenmesine, alacaklının kötüniyeti kanıtlanamadığından inkar tazminatı ile hükümlendirilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, davacı 3. kişi ve davalı alacaklı vekillerince temyiz edilmiştir.
1)Davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; mahcuz mala ilişkin istihkak davasının devamı sırasında, mahcuzun satılarak paraya çevrilmesi halinde davanın, İİK'nun 97/10. maddesi uyarınca satış bedeline dönüşür. Somut olayda mahcuzların 23.11.2007 tarihinde satılarak paraya çevrildiği ve davanın kabul edilerek hüküm
kurulması gerekirken haczin kaldırılmasına karar verilmesi isabetli görülmemiştir. Ayrıca, haczin kaldırılmasına hükmedilmesine rağmen satış bedelinin alacaklıya ödenmesine karar verilmek suretiyle hükümde çelişki yaratılması da bozmayı gerektirmiştir.
2)Davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; uyuşmazlık takip hukukuna dayalı istihkak davasıdır. Dava konusu haciz borçluya ödeme emri tebligğ edilen, borçlunun ticaret sicilindeki adresinde 25.04.2007 tarihinde gerçekleştirilmiştir. İİK'nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıylaalacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksini ispat davalı 3. kişiye düşer. Dava konusu haczin yapıldığı işyerinde daha önce 16.05.2006 ve 15.09.2006 tarihlerinde gerçekleştirilen hacizler sırasında, işyerinin dava dışı ... Ltd. Şti.'ne ait olduğu ileri sürülmüş ve buna ilişkin vergi levhası sunulmuş olmasına rağmen anılan şirket tarafından haczedilen aynı mahcuzlara ilişkin istihkak davası açılmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca söz konusu hacizler sırasında istihkak iddiasında bulunan ... Ltd. Şti.'nin ortaklarından ... 'ın borçlunun eşi olduğu ticaret sicil kayıtları ile sabittir.
Davacının delil olarak dayandığı adi şekilde düzenlenen kira sözleşmesi HUMK'nun 299. maddesine göre alacaklıyı bağlamaz. Öte yandan başka güçlü delillerle desteklenmeyen faturalar yasal karinenin aksini tek başına ispata yeterli belgelerden değildir. Soyut düzeydeki tanık anlatımlarının da karinenin aksini ispata elverişli olmadığı açıktır. Tüm bu maddi ve hukuki olgular davacı ile borçlunun alacaklıdan mal kaçırma amacıyla hareket ettiğini, istihkak iddiasının danışıklı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Bu Nedenlerle davacı 3. kişinin davasının reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ :Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin, (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişi ve davalı alacaklıya geri verilmesine 08.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.