(1086 S. K. m. 275) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları B.3)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı sebeplerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait, davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigortalanan aracın kaza sonucunda hasarlandığını, ancak sigorta şirketi tarafından müvekkiline ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 1.900,00 TLnin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının doğru ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini savunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, sigortalı aracın hasarının teminat kapsamı dışında kaldığının kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 1.900, 00 TLnin avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilge ve belgelere, mahkeme kararının dayandığı delillerle gerektirici nedenlere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
HUMK.nun 275 ve devamı maddelerine göre, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, mahkemece uzman bilirkişinin oy ve görüşüne başvurulması zorunludur. Trafik kazalarında araçta meydana gelen hasar bedelinin hesaplanması teknik bilgi ve uzmanlığı gerektiren konulardandır. Mahkemece, kasko sigortalı araçta oluşan hasar tutarının belirlenmesi için hasar uzmanı makine mühendisi bilirkişiden rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3- Ayrıca, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.3.1nci maddesine göre sigortacı, hasar miktarına ait belgelerin kendisine verilmesinden itibaren en geç 15 tarihiçerisinde gerekli incelemeleri tamamlayıp, hasar ve tazminat miktarını tespit edip sigortalıya bildirmek zorundadır. Dolayısıyla, sigortalı araçtaki hasarın belirlenmesi bir incelemeyi gerektirmektedir. Bu nedenle, gerçek zararın tespitinden sonra sigorta şirketinin temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. O halde, davalının en erken ekspertiz raporu düzenleme gününde gerçek zararı öğrenerek, tazmin yükümlülüğü doğduğu ve bu gün itibariyle temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. Sigorta şirketi tarafından düzenlenen hasar dosyası getirtilerek temerrüt tarihinin belirlenmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile kaza gününden itibaren faize hükmedilmesi isabetli değildir.
Sonuç: Yukarda 1 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına bozulmasına, peşin alınan harcın istem halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 19.01.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy