17. Hukuk Dairesi 2009/7799 E., 2009/6897 K. GÖREV TASARRUFUN İPTALİ DAVASI
2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 277 ] 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 1 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesiyle, davalı borçlu Mehmet'in alacaklısından mal kaçırmak amacıyla müvekkili banka tarafından trafik kaydına 09.09.2005 tarihinde haciz konulan 42 ... 3926 plakalı aracını 17.10.2005 tarihinde davalı Şerefe sattığını belirterek tasarrufun iptalini dava ve talep etmiştir.
Davalı Şeref vekili, dava konusu aracın iyiniyetle ve oto alım satım işi yapan Yakuptan alındığını, haczi ruhsat aşamasında öğrendiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı Mehmet savunma yapmamıştır.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre, dava konusu satış işleminin ivazsız bir tasarruf olmadığı ve davalı Şerefin kötüniyeti ispat-lanamadığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tara-fından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu tür davalarda görevli mahkemenin genel hükümlere göre belirlenmesi gerekir ve kural olarak iptal davalarında görevli mahkeme geçici veya kati aciz belgesindeki alacağın miktarına göre saptanır. Ancak, iptal davasına konu somut olaydaki aracın değeri, davacı alacağından az ise, malın değeri esas alınarak görev tayin edilir. Bu değer, tasarruf tarihindeki gerçek değerdir.
Somut olayda; 19.03.2009 tarihli aciz belgesinde alacak miktarı 10.345.19 YTL, tasarrufa konu aracın satış sözleşmesindeki bedeli ise 13.041.00 YTL olarak belirtilmiştir. Bu miktarın dava tarihinde Sulh Hukuk Mahkemesinin görevini parasal olarak tayin eden HUMK'nın 8. maddesindeki değerin çok üzerinde olduğu ortadadır. Bu durumda mahkemece dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esasına yönelik hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 27.10.2009 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy