(818 S. K. m. 41, 60) (2918 S. K. m. 109) (765 S. K. m. 102, 458, 459) (YHGK. 10.10.2001 T. 2001/19-652 E. 2001/705 K.) (YHGK. 16.04.2008 T. 2008/4-326 E. 2008/325 K.)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı sebeplerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içerisinde davalı Ray Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalıların sürücü, işleten ve zorunlu mali sorumluluk sigortacıları oldukları iki aracın çarpışmaları sonucu oluşan kazada müvekkillerinin yaralandığını ileri sürerek, toplam 20.000,00 TL manevi ve ıslahla birlikte 9.512,00 TL maddi tazminatın temerrüt faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, davacıların zarar gördükleri ve davalıların sorumlu oldukları gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulüne, toplam 9.512,00 TL maddi ve toplam 6.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt faizleriyle davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılardan Ray Sigorta A.Ş. vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ait olup, davacı vekilinin ıslah istemine karşılık davalı Ray Sigorta A.Ş. tarafından zaman aşımı definde bulunulmuştur.
BK.nun 41. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararın tazmini istemi ile açacağı davaların, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 ve herhalde haksız fiil gününden itibaren 10 senelik zaman aşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir.
Buna karşılık, 2918 s. KTK.nun 109/1. maddesinde motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ait talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza tarihinden başlayarak 10 yıl içerisinde zamanaşımına uğrar. Aynı yasanın 109/2 maddesinde ise, dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Yasası bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. hükmüne yer vermiştir. Maddenin özellikle 2. fıkrasında, dava cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa ifadesi ile yasa koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3. kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zaman aşımı uygulanacağı ifade edilmiştir.
Görüldüğü gibi, BK.nun 60 ve 2918 s. KTK.nun 109/2 maddesindeki düzenlemeler, zaman aşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark, zaman aşımı süresinin, trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından bir yıl yerine, iki yıl olarak öngörülmesidir.
2918 s. Yasanın anılan madde hükmünde, gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda ön görülen daha uzun zaman aşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, yalnızca eylemin Ceza Kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır: Söz konusu kanun hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için yalnızca eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve sair sorumlulular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zaman aşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (Y.H.G.K.'nın 10.10.2001 tarih 2001/19-652-705, 16.04.2008 gün, 2008/4-326-325 s. kararları ile uzamış ceza zaman aşımı benimsenmiştir.)
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, trafik kazası 23.08.2003 gününde meydana gelmiş olup, davacılar vekili 16.03.2009 günlü ıslah dilekçesi ile tazminat miktarını artırmış, buna karşılık davalı sigorta şirketi vekili süresinde ıslah talebine karşılık zaman aşımı definde bulunmuştur.
Olay gününde yürürlükte bulunan TCK'nun 458 ve 459. maddelerindeki fiiller için TCK'nun 102. maddesinde öngörülen zaman aşımı 5 yıldır bu halde mahkemece, ıslah dilekçesi ile artırılan miktarın zamanaşımına uğrayıp, uğramadığı tartışılmadan ve davalı vekilinin zaman aşımı define karşı, olumlu yada olumsuz bir karar verilmeden yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı Ray Sigorta A.Ş. vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istem halinde temyiz eden davalı Ray Sigorta AŞ'ye geri verilmesine 01.03.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy