MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı İflas İdaresi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesi ile, İzmir 11.İflas Müdürlüğünün 2003/3 sayılı iflas dosyasından, iflas idaresi tarafından 11.02.2004 tarihinde yapılan tesbiti sırasında, davacı şirkete ait bir kısım malların da iflas masasına kaydedildiğini belirterek, İİK”nun 228 maddesine dayalı olarak açtıkları istihkak davasının kabulü ile dilekçelerinde belirtilen malların iflas masasından çıkartılmasını istemiştir.
Davalı İflas idaresi vekilleri, iflas şerhi konulan tüm taşınır malların müflis şirkete ait olduğunu ve haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından dava konusu malların davacı şirkte ait olduğu ancak borçlu ile aynı adreste faaliyette bulunduklarından dolayı iflas idaresince müflis şirkte ait gibi tesbit yapıldığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı iflas idaresi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişi tarafından İİK’nun 228.maddesine dayalı olarak açılan istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu taşınır mallar 11.02.2004 tarihinde borçlu şirketin Ticaret Sicil adresinde belirtilen adresinde haczedilmiştir.İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile davalı iflas idaresi yararınadır. Bu yasal karine aksinin davacı tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerekmektedir.
Davacı şirketin borçlu şirket ortakları arasında organik bağ bulunduğu, müflis şirketin hakim ortağının davacı şirket olduğu, yöneticilerinin aynı şahıslar olduğu Ticaret Sicil kayıtları ile sabittir. Tesbitin yapıldığı adres ise borçlu şirketin ticari adresi olup resmi olarak davacı şirketin bu adreste faaliyette bulunması yönünde bir karar ve belge bulunmamaktadır. Davacı şirket, dava konusu mallara ilişkin olarak bir kısım faturalar sunmuş ise de, sunulan faturalar da ayırt edici özellik bulunmadığı gibi bir kısmı yönünden de fatura ile uyumlu olmadığı, bir kısmının ise faturasının bulunmadığı bilirkişi raporu ile de tesbit edilmiştir.
Bu maddi ve hukuki olgular karşısında, davacı 3.kişinin mülkiyet karinesinin aksine kesin ve güçlü delillerle kanıtlamadığından, davanın reddi gerekirken aksi düşüncelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Kabule göre ise, davacı vekili 20.03.2005 tarihli dilekçe ile tesbit listesindeki 1-7 ve 77, 84, 90 arasındaki taşınır mallara ilişkin talebi olmadığını belirtmesine rağmen HMUK’nun 74. maddesindeki talepten fazlaya hükmedilmeyeceği ilkesi bertaraf edilecek şekilde tüm mallar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi de isabetli olmamıştır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı iflas idaresinin temyiz istemlerinin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı İflas İdaresine geri verilmesine 9.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.