(6183 S. K. m. 24, 30) (2004 S. K. m. 277)
Dava: Taraflar arasındaki, tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine, dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı borçlu A. aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazını davalı A.İ. satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı borçlu usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazın tapusunun davalı borçlu adına oluşturulmadığı, taşınmazın Eğirdir Belediyesi Encümen kararı ile davalı A.İ.'a verildiği, 6183 sayılı Kanunun 24 vd. maddelerindeki şartların oluşmadığı ve taşınmazın banka kredisi ile davalı, A.İ. tarafından dolayı 6183 sayılı Kanunun 30. maddesinin uygulama yeri olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş hüküm-davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davaya konu tasarruf, dava konusu taşınmazın davalı borçlu A. tarafından diğer davalı olan amcasının oğlu A.İ.a satılması işlemidir.
Uygulamada borçlunun gerçekte kendi adına satın almak üzere bedelini ödediği bir taşınmaz (veya bir aracı) alacaklılarından kaçırmak amacı ile yakını adına tescil ettirmiş olması halinde tasarrufun (hukuki işlem) dışarıdan üçüncü kişiler arasında yapılmış görünmesine rağmen gerçekte bedeli borçlunun mal varlığından çıkmış fakat karşılığı, borçlunun, arkasına gizlendiği kişinin mal varlığına girmiştir. Namı müstear ile gizlenmiş muvazaalı işlemler hakkında iptal davaları açabileceği Yargıtay uygulaması ile kararlılık kazanmıştır.
Somut alayda olduğu gibi, öncesinde taşınmazın borçlu davalı A.a ait olup olmamasının bu tasarrufun iptale tabi olup olmayacağı açısından bir fark bulunmamaktadır. Davalı A. taşınmazın satışı sırasında malik olarak gözükmese de taşınmazı ihale ile satın alan ve bedelini de ödeyen kişidir. Bu durumda davalılar arasındaki akrabalık ilişkisinden dolayı borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini davalı A.İ'ın bilebileceği de nazara alınarak davanın diğer şartlarının araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddi isabetli değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacıya geri verilmesine 20.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy