MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (3.kişi) 14.8.2007 tarihli ve ıslah yoluyla verdiği 09.10.2007 tarihli dilekçelerinde, Kastamonu 2.İcra Müdürlüğünün 2007/1885 Esas sayılı dosyasından, davalı (alacaklı) tarafından eski eşi olan dava dışı borçlunun borcundan dolayı yapılan takipte, oğluna ait işyerinde 13.8.2007 tarihinde yapılan haciz işleminde haczedilen ...plakalı aracın takip borçlusu adına kayıtlı olmasına rağmen, bu aracın boşanma ilamı ile kendisine verildiğini, ancak araç üzerindeki banka rehni nedeniyle devir işleminin yapılamadığını ileri sürerek, aracın kendisine iadesine karar verilmesini talep etmiş, bilahare kendisini vekil ile temsil ettirmiştir.
Davalı alacaklı vekili, dava dilekçesinin usule aykırı olması nedeniyle iptali gerektiğini, esas yönünden ise; davacı ile takip borçlusunun boşanmalarının muvazaalı olduğunu ve boşanma ilamının takibe konu borcun doğumundan sonra kesinleştiğini, mahcuz aracın ödeme emrinin takip borçlusuna tebliğ edildiği adreste ve borçlunun elinde iken haczedildiğini, Medeni Kanun hükümleri uyarınca, eşler boşanmış olsa da alacaklının haklarının korunduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuş ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre; mahcuz aracın Kastamonu Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin 15.11.2006 gün ve 2006/1288-1240 sayılı boşanma ilamı ile davacı 3.kişiye devrine karar verilmiş olduğunu, bu kararın 05.12.2006 tarihinde kesinleştiğini ve kesinleşme tarihinde mülkiyetin davacıya geçmiş sayılacağını, takip dayanağı senedin düzenlen-
lenme tarihinin 25.11.2006 olduğu, icra takibinin boşanma kararının kesinleştiği tarihten sonra başladığı, takip borçlusunun mahcuz aracı fiilen kullanmasının mülkiyete etki etmeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulü ile ilgili takip dosyasından ...plakalı araç üzerine konulan haczin kaldırılmasına, aracın davacıya iadesine karar verilmiş; hüküm, davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Davacı 3.kişi, mahcuz aracın eski eşi olan borçlu adına kayıtlı olmasına rağmen, aracın borçlu tarafından boşanma ilamı ile kendisine bırakıldığı iddiasıyla dava açmıştır.
Haciz işlemi 13.8.2007 tarihinde borçlu ile 3.kişinin müşterek çocukları adına kayıtlı olduğu belirtilen işyerine gidilerek yapılmış ve dava konusu araç borçlunun huzurunda işyerinin önünde fiilen haczedilmiştir. Haciz sırasında işyerinde çalışan olduğu belirtilen... aynı zamanda takip dosyasından çıkarılan ödeme emrini 17.7.2007 tarihinde, aynı adreste borçlu adına ve sekreteri sıfatıyla tebellüğ eden kişi olduğu gibi, 14.8.2007 tarihli dava dilekçesinde davacı adresi olarak gösterilen haciz adresine çıkarılan duruşma davetiyesi de 16.8.2007 tarihinde davacı 3.kişinin eşi sıfatıyla bizzat borçlu tarafından tebellüğ edilmiştir.
Dosya kapsamına göre, davacı 3.kişi ile borçlu Kastamonu Aile Mahkemesinin 15.11.2006 tarihli ilamı ile anlaşmalı ve protokole dayalı olarak boşanmış iseler de takip konusu senet dava ve karar tarihleri aynı gün olan boşanma ilamından çok kısa bir süre sonra 25.11.2006 tarihinde tanzim edilmiş, boşanma ilamı borcun doğumundan sonra 05.12.2006 tarihinde kesinleşmiştir. Öte yandan, boşanma ilamına göre, boşanmadan sonra davacı 3.kişinin eski eşine ait soyadını kullanması konusunda taraflar anlaştıkları gibi, dava konusu araç dışında, gayrimenkullerin ve tüm eşyaların da borçlu tarafından 3.kişiye bırakılmış olması hayatın olağan akışına uygun değildir.Bununla birlikte, 08.11.2010 tarihli vergi dairesi yazısından ve zabıta araştırması sonucu düzenlenen 23.11.2010 tarihli tutanak içeriğinden de anlaşıldığı gibi, borçlunun haczin yapıldığı tarihlerde haciz adresinde “... Ticaret- Baymak” adlı işyerinin bulunduğu, borçlu ile dava dışı oğlu...'in birlikte çalıştıkları, daha sonra işyerinin borçlu tarafından 2008 yılı içerisinde başka şahıslara devre-
dildiği de anlaşılmaktadır.
O halde, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak, borçlunun boşanma ilamından sonra da eski eşi 3.kişi ile ilişkisinin devam ettiği ve oğluna devir etmiş gibi gösterdiği işyerinde ticari faaliyetlerini sürdürdüğü, mahkemenin de kabulünde olduğu gibi mahcuz aracın boşanmadan sonra da borçlu tarafından fiilen kullanıldığı, bu durumun olağan hayat deneyimlerine aykırı olduğu, dolayısıyla boşanma ilamının ve buna dayalı olarak mahcuz aracın davacı 3.kişiye bırakılmış olmasının muvazaaya dayalı ve alacaklıdan mal kaçırma amacına yönelik olduğu gibi, İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin de borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olup, bu yasal karinenin aksinin davacı tarafça kesin ve güçlü delillerle ispat edilemediğinin kabulü ile davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 21.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.