MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalılardan ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalılardan ... ve ...’in müvekkiline olan borcu nedeniyle haklarında yaptıkları icra takibi sırasında borçlarına yetecek haczi kabil mallarının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendilerine ait taşınmazları diğer davalıya sattıklarını öne sürerek yapılan tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece dava konusu edilen taşınmazların muvazaalı olarak devir edilmeleri nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile davalılardan ... tarafından temyiz edilmiştir.
1)Dosya arasındaki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, tüm dosya kapsamına göre davalı ...’in borçlu davalıların alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilebilecek kişilerden olduğunun anlaşılmasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davalı ...’nun sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2)Davalı ...’nun diğer temyiz itirazlarına gelince; Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Bu tür davalarda iptal kararı verilebilmesi için borçlu davalı hakkında yapılmış ve kesinleşmiş bir icra takibinin bulunması gerekir. İptal kararı verildiğinde ise yapılan tasarrufun takip dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olarak iptaline karar verilmesi gerekir. HUMK.nun 388 ve 389. maddelerinde mahkeme kararının taşıması gereken hususlar gösterilmiş olup, verilen kararla taraflara bahşedilen vazife ve haklar şüphe ve tereddüt yaratmayacak şekilde sarıh ve açık yazılmalıdır. Sözü edilen yasa maddelerine uygun düşmeyecek şekilde, çelişkili ve infazda tereddüt yaratan mahiyette hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Somut olayda alacaklı davacı Samsun 2. icra müdürlüğünün 2008/2680, Samsun 1.icra müdürlüğünün 2008/3095 sayılı takip dosyaları ile davalı ... hakkında, Samsun 5.İcra müdürlüğünün 2008/3822 sayılı takip dosyası ile de ... ve ....,hakkında icra takibi yapmış, 7860 ada 2 sayılı parsel üzerindeki 14 nolu daire, 7797 ada 3 sayılı parsel üzerindeki 8 nolu bağımsız bölüm ile 192 ada 11 sayılı parsel üzerindeki 1, 2, 4, 7, 8, 9 ve 10 nolu bağımsız bölümler ile 189 ada 11 sayılı parselin ½ payı borçlu davalılardan ... tarafından, 189 ada 11 sayılı parselin ½ payı ile 30 ada 32 sayılı parsel ise borçlu davalılardan ... tarafından üçüncü kişi konumundaki ...’na satıldığı halde mahkemece herhangi bir ayırım yapmadan hangi taşınmazın hangi takip yönünden iptal edildiği belirlenmeden tasarrufun iptaline karar verilerek infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulmuştur. Bu durumda mahkemece alacaklı davacının dayandığı hangi icra takibi ile ilgili olarak hangi tasarrufun iptal edildiğinin HUMK.nun 388 ve 389. maddelerine uygun biçimde hüküm fıkrasında açıkça ve ayrıntılı olarak yazılması gerekirken yazılı olduğu üzere infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
3)Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Davacı vekili dava dilekçesinde hangi taşınmazlarla ilgili olarak iptal davası açtığını belirtmiş olup daha sonra verilen dilekçeler ise usulüne uygun ıslah dilekçesi niteliğinde değildir. Diğer bir anlatımla davacının dava konusu ettiği taşınmazlar dava dilekçesinde bildirdiği taşınmazlar olup bunlar dışındaki taşınmazların dava konusu edildiklerinden söz edilemez. Mahkemece dava dilekçesinde yazılı olmayan taşınmazların dava konusu edildikleri kabul edilerek bir kısım taşınmazlar yönünden davanın kabulüne bir kısım taşınmazlar yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Bu durumda mahkemece dava dilekçesinde yazılı olan taşınmazların açıkça belirlenerek sadece bu taşınmazlar yönünden hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu üzere dava konusu edilmeyen taşınmazlar yönünden de hüküm kurulması doğru bulunmamıştır
SONUÇ : Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ...’nun sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ...’nun, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalı ...'na geri verilmesine 30.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy