MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili ile davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araç üzerine, davalıların malik ve hissedarı bulundukları binanın dış cephe kaplamalarının düşmesi sonucu hasarlandığını ileri sürerek, 6.496.00 TL tazminatın, ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve hisseleri oranında tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında ise, davalılar ... ve ... aleyhindeki davayı ... bıraktıklarını bildirmiştir.
Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili ile ... ve ..., kusura ve tazminat miktarına itiraz ederek, davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar, duruşmaya gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporuna ve kusur durumuna göre, davalı ... davadan önce vefat ettiğinden, hakkındaki davanın reddine, davalılar ... ve ... aleyhindeki dava ... bırakıldığından, haklarında karar verilmesin yer olmadığına, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile, 6.200.00 TL’nın, 23.10.2003 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan tapudaki hisseleri oranında tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili ile ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkeme hükmü davalı ...’na, 22.07.2006 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi HUMK.’nun 432.maddesinde öngörülen 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra 11.01.2008 tarihinde harç yatırılarak temyiz defterine kaydedilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtay’ca da bu yolda karar verilebileceğinden, süresinden sonra yapılan temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
2-Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili ile davalı ...’ın aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3-Dosyadaki bilgi ve belgelerden, aleyhine hüküm kurulan davalı ...’ün davadan önce 21.08.1998 tarihinde vefat ettiği anlaşılmakla, hakkındaki davanın husumetten reddi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
4-HUMK.’nun 381.- 389. maddelerinde, hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Aynı Yasa’nın 388. maddesinde; hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanının hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin
zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır.
O halde mahkemece, her bir davalının tapudaki hisse miktarı ve bu hisse miktarına isabet eden tazminat tutarı ayrı ayrı belirtilmek ve infazda tereddüde yer verilmemek üzere hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı ...’nun temyiz dilekçesinin reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili ile davalı ...’ın diğer temyiz itirazlarının reddine; (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, hükmün davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... ve ... yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ve ...'a geri verilmesine 5.7.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy