MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, davalı tarafa ait araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile meydana gelen kazada desteklerinin öldüğünü açıklayıp davacılar için 5.000'er TL destekten yoksun kalma tazminatının yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili ıslah ile maddi tazminat talebi miktarını bilirkişi raporu doğrultusunda davacı baba için 5.314,68 TL, anne için 11.381 TL.ye yükseltmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davanın kabulü ile, davacı baba için 5.314,68 TL, anne için 11.381 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan limit dahilinde tahsiline (ıslah edilen kısma ıslah tarihinden faiz işletilmesine) karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Davacılar vekili dava dilekçesi ile fazlaya dair haklarını saklı tutmaksızın davacılar için 5.000'er TL destek tazminatı talebinde bulunmuş, daha sonra islah dilekçesi ile bu talebini artırmıştır.
HUMK'nun 87/son maddesinde yer alan "ıslah suretiyle müddeabinin artılamayacağı" hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi nedeniyle alacaklı alacağının tümü hakkında dava açabileceği gibi, fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmak kaydıyla önce bir bölümünü, sonrada kalan bölümünü talep edebilir. Fazlaya ilişkin hak saklı tutulmadan açılan davada davacı geriye kalan haktan zımnen feragat etmiş sayılacağı ve ıslah yolu ile netice kısmının artırabilme olanağı olmadığı öğretide ve Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir. (HGK'nun 26.3.1986 gün 1984/4-797E, 1986/299K 15.11.1989 gün 1989/4-415E, 1989/587, 14.4.2004 gün 2004/4-200E, 2004/227K, 8.10.2003 gün 2003/9-510E 2003/555K) Bu durumda davacılar, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığından, yargılama sırasında dava dilekçesini kısmen ıslah ederek fazla talepte bulunamaz.
O halde, mahkemece ıslah ile artırılan miktar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ... şirketine geri verilmesine 6.12.2011 günü oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy