(2918 S. K. m. 98, 99, 111) (818 S. K. m. 45)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı sigorta şirketi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalı tarafa ait araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile meydana gelen kazada desteklerinin öldüğünü açıklayıp, fazlaya dair haklarını saklı tutarak M. için 41.792,95 TL destek 36.000 TL manevi, A. için 1.903,10 TL destek, 30.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen(davalı sigorta şirketi sadece maddi tazminattan poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olarak) tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davanın kısmen kabulü ile, davacı M. için 41.792,95 TL destek, 30.000 TL manevi, A. için 1.903,10 TL maddi, 25.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen(davalı sigorta şirketi sadece maddi tazminattan poliçe teminat limiti ile sınırlı sorumlu olmak üzere) tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı sigorta şirketi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dava, destek tazminatına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
KTK.nun 111/2 maddesinde,"bu kanunda öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir" hükmüne yer verilmiştir. Yasanın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalini açıkça veya ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. İbranamenin iptali için zarar görene (yetersizlik), zarar verene de (fahiş) iddiası ile iptal hakkı tanınmış, iptal sebebi olarak objektif bir unsur olan bu yetersizliğin veya fahişliğin açıkça belli olması hali kabul edilmiştir.
Somut olaya bakıldığında, davalı sigorta vekilinin 21.11.2007 tarihli cevap dilekçesinde davacılar M. A.'a 36.644,87 TL, A. A.'a ise 11.452,00 TL destekten yoksun kalma tazminatını 18.7.2006 tarihinde ödediğini belirtmiş, temyiz dilekçesinde ise, ödemenin 1.7.2006 tarihinde yapıldığını bildirilmiştir. Dosya içerisinde ödemelerle ilgili bilgi ve belgeler olmadığı gibi, taraflar arasında tanzim edilen ibranamede mevcut değildir. Ayrıca davacılar tarafından davalılar aleyhine 15.8.2007 tarihinde dava açılmış olup, ödeme ise 18.7.2006 tarihinde yapıldığı, yani ödemenin dava açılmadan önce yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, ibraname ve ödemelerle ilgili bilgi ve belgeler getirtildikten sonra, bilirkişiden ek rapor alınarak, tesbit edilecek ödeme tarihindeki veriler nazara alınarak hesaplanacak tazminat miktarının, davalı tarafından ödenen tazminat miktarına göre yeterli olup-olmadığı değerlendirilip, yeterli ise davalı sigorta aleyhine açılacak davanın reddine, yeterli değil ise, davalı sigortanın 57.500 TL poliçe limitinden ödemenin mahsubu ile kalan kısımdan sınırlı olarak sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2) Kabule göre;
a) Davalı vekili 21.11.2007 havale tarihli cevap dilekçesinde, davacı M. A.'a, 36.644,87 TL, A. A.'a 11.452,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmış, avukatları hesabına 48.096,87 TL.yi 18.7.2006 tarihinde ödendiğini bildirmiştir.
Dosya içersinde ödemelerle ilgili bilgi ve belgeler olmadığı gibi, cevap dilekçesine göre, ödemenin 15.8.2007 dava tarihinden önce yapıldığı da anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davalı sigorta şirketinin olay tarihi itibariyle poliçe limiti 57.500,00 TL olup, davadan önce yapılan ödemenin güncelleştirilmesi sonucu bulunan bedelden mahsup edilerek kalan kısmından sorumlu tutulması gerekirken, poliçe limitinin tamamından diğer davalılar ile birlikte sorumlu tutulması isabetli değildir.
b) 2918 Sayılı yasanın 98/1, 99/1 ile ZMSS Genel Şartlarının B.2.b maddeleri gereğince, sigortacılar hak sahibinin kaza veya zarara ilişkin tesbit tutanağını veya bilirkişi raporunu sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde ZMSS sınırları içinde kalan miktarları hak sahiplerine ödemek zorunda olduğu belirtilmiştir.
Bu hükümler karşısında, davalı sigorta şirketine davacı tarafından dava tarihinden önce yukarda açıklanan şekilde yapılmış bir başvurunun belgelenmesi halinde temerrüt tarihinin bu hükümler uyarınca hesaplanması; böyle bir başvurunun yapılmaması veya belgelendirilmemiş olması halinde ise, sigorta şirketinin dava tarihinden itibaren temerrüde düşeceği kabul edilmesi gerekirken, davalı sigorta şirketinin kaza tarihinden itibaren işleyecek faizle sorumlu tutulması doğru değil bozmayı gerektirmiştir.
c) Davalı sigorta şirketi aracın ZMSS olup, sigorta şirketi genel şartlarının B.2.b maddesi uyarınca, hükmolunan tazminat, sigorta bedelini geçerse, sigortacı, harç, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti yönünden sigorta bedelinin, tazminata oranı dahilinde ödemekle yükümlüdür. Buna göre, davalı sigorta şirketi, poliçe limitinin bir kısmını dava açılmadan ödemiş olup, kalan kısmından sorumludur. Bu durumda, hükmolunan tazminat, kalan sigorta bedelini geçtiğinden, sigortacı harç, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti yönünden sigorta bedelinin tazminatı oranı dahilinde sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, diğer davalılarla birlikte poliçe limiti üzerinden müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesi isabetli görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı sigorta şirketinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde temyiz eden davalı sigorta şirketine geri verilmesine, 20.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy