MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalı ...’in müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazlardaki paylarını kardeşi olan diğer davalı ...’e sattığını öne sürerek yapılan tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalı ... davanın reddini savunmuş, diğer davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece, davalıların kardeş olmaları nedeniyle davanın kabulüne ve yapılan satışlara ilişkin tasarrufların iptaline karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya arasındaki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalıların kardeş olup aralarındaki tasarrufun iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. İptal davası ayni bir dava olmayıp şahsi bir davadır. Dava konusu mal veya
2010/3033
2010/10818
hak lehine tasarruf yapılmış olan 3. kişinin elinde ise iptal davasının konusu o mal veya hak üzerinde cebri icraya devam edilmesi, lehine tasarruf yapılan kişi o mal veya hakkı elinden çıkarmış ise 3. kişinin o mal veya hakkın değeri oranında tazminata mahkum edilmesi gerekir.Üçüncü kişinin mal veya hakkı dava sırasında elinden çıkarması veya elinden çıkardığının dava sırasında öğrenilmesi halinde, davanın ıslahına gerek olmadan davacı alacaklı davaya bedel davası olarak devam edilmesini isteyebilir veya devralan 4. kişiyi davaya dahil ederek davaya devam edilebilir. Somut olayda davalı üçüncü kişi konumundaki ... borçlu davalı ...’den dava konusu edilen 11 ada 73 ve 181 sayılı parsellerin 656/21120 payını, ... ada ... sayılı parselin ise 328/7040 payını 01.08.2002 tarihinde satın almış ve bu payları dava açılmadan önce 20.04.2006 tarihinde dava dışı Halil Bora Karayel’e sattığı anlaşılmıştır. Satılan bu payların borçludan satın alınan paylar olduğu davalı ... tarafından bildirilmiştir.Bu durumda davacı tarafından taşınmaz paylarını üçüncü kişi Metin’den satın alan Halil Bora Karayel davaya dahil edilmediğine göre dava İİK.nun 283/2 maddesi uyarınca bedele dönüştüğünden satılan bu payların satış tarihi olan 20.04.2006 tarihindeki gerçek değerlerinin bilirkişiler vasıtası ile belirlenmesi, davalı ...’in belirlenen bu değer oranında ve alacaklı davacının asıl alacak ve ferileri ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ...’e geri verilmesine 9.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.