(2918 S. K. m. 109) (6762 S. K. m. 1301) (818 S. K. m. 41, 60) (5237 S. K. m. 66, 85)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı sebeplerden dolayı davanın zamanaşamı sebebiyle reddine dair verilen hükmün süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı aracın, davalı tarafa ilişkin araçla çarpışması sonucu pert olduğunu, 27.507 TL araç bedelinin sigortalıya ödendiğini, 8.600 TL sovtaj bedelinin mahsubu ile bakiye 18.907 TL'den davalı tarafın %75 kusur oranına isabet eden 14.180, 25 TL'den davalı aracının trafik sigortasınca ödenen 5.000 TL indirildikten sonra kalan 9.180, 25 TL'nin 9.12.2005 ödeme gününden işleyecek reeskont faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davanın zamanaşımına uğradığını zararı doğuran olayın 21.09.2005 gününde meydana geldiğini davanın 2918 s. KTK'nun 109/1 maddesinde ön görülen 2 senelik zaman aşımı süresi geçtikten sonra 03.01.2008 gününde açıldığını aynı kanunun 109/2 maddesinde düzenlenen kuralın bu dava ile ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığını, somut olayda tedavi giderleri veya destekten yoksun kalma tazminatı gibi yaralama veya ölümle ilişkili bir olaydan zarar gören tarafın açtığı bir dava söz konusu olmadığından uzamış ceza zaman aşımı süresinin bu davada uygulanamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davalılar aleyhine açılan davanın zaman aşımı sebebiyle reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TTK.nun 1301 maddesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda olduğu gibi trafik kazası sonucunda bir kimsenin aracının hasara uğratılmasının o kişiye karşı işlenmiş bir haksız fiil niteliğinde bulunduğu açıktır.
Borçlar Yasasının 41. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 ve her durumda haksız fiil gününden itibaren 10 senelik zaman aşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir.
Buna karşılık, 2918 s. KTK.nun 109. maddesinin ilk fıkrasında yine bir haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinin tabi bulunacağı zaman aşımı süresi yönünden Borçlar Yasanın 60. maddesindeki düzenlemeden farklı özel bir hüküm getirilmiş, anılan hükümdeki 1 senelik zaman aşımı süresi bu tür tazminat talepleri için açılacak davalar yönünden 2 yıl olarak belirtilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise davanın cezayı gerektiren bir eylemden doğması ve Ceza Kanunu'nun bu eylem için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmesi halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri (bu taleple açılacak davalar) için de geçerli olacağı hükme bağlanmıştır.
Görüldüğü üzere Borçlar Yasanın 60 ve 2918 s. KTK.nun 109/2 maddesindeki düzenlemeler zaman aşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark zaman aşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından bir yıl yerine 2 yıl olarak öngörülmesidir.
2918 s. KTK.nun anılan hükmünün gözden kaçırılmaması gereken yönü ceza kanununda ön görülen daha uzun zaman aşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar içerisinde geçerli olabilmesinin yalnızca eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu kanun hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için yalnızca eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı hatta böyle bir ceza davasının açılması yada zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası söz konusu hükümde ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve sair sorumlular (örneğin işleten) arasında bir ayrımda yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu hepsi için aynı zaman aşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür.
Açıklanan hukuksal durum ve ilkeler ışığında, somut olay değerlendirildiğinde, davalıların murisi Musa Süslü'nün ölümü, davacıya kasko sigortalı aracın sürücüsünün yaralanması ve davacıya sigortalı aracın hasarlanmıştır. 5237 s. TCK'nun 85/1 maddesi çerçevesinde cezayı gerektiren bir eylem niteliğinde bulunması bu eylemle ilgili ceza davasının anılan hükmünde ön görülen cezanın süresi nazara alınarak, aynı yasanın 66/d ve 2918 s. KTK'nun 109/2 maddeleri uyarınca, davanın ceza zaman aşımı süresinde açılmış olduğu anlaşılmaktadır. Bu halde mahkemece işin esasına girilerek kusur ve hasar yönünden inceleme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istem halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 11.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy