MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün, davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araca, davalıya ait aracın çarpması sonucu hasarlandığını, sigortalıya ödenen 1.442.49 TL’nın faiziyle birlikte tahsili için başlatılan ilamsız icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek, itirazın iptaliyle takibin devamına, %40 icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporuna ve kusur durumuna göre, davanın kabulü ile, davalının takibe itirazının 1.442.49 TL asıl alacak ve 118.40 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.560.89 TL üzerinden iptaliyle takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, 577.00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkeme hükmü davalı vekiline 09.03.2010 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi, H.U.M.K.’nun 437.maddesinde öngörülen 8 günlük yasal süre geçirildikten sonra 18.03.2010 tarihinde harç yatırılarak temyiz defterine kaydedilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtay’ca da bu yolda karar verilebileceğinden, süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 18.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.