MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 5.10.2010 Salı günü davacı ...Ş vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av. ... ve davalı ... vekili Av. ... geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili davalılardan ...’nın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazı diğer davalı ...’na sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece ivazlar arasında açık bir nispetsizlik bulunması nedeniyle davanın kabulüne ve yapılan tasarrufun iptaline karar verilmiş, hüküm davalılar ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Mahkemece taşınmazın tapuda gösterilen satış bedeli ile bilirkişiler tarafından belirlenen gerçek değeri arasında % 60’a yakın açık bir nispetsizlik bulunması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar toplanan delillere ve dosya içeriğine uygun düşmemektedir. İİK'nun 278/2. fıkrasında
aktin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği, akitlerin bağışlama hükmünde sayılacağı ve iptale tabi olduğu öngörülmüş olup devamlılık arz eden yargısal uygulamalara göre taşınmazın tapudaki satış değeri ile gerçek değeri arasında bir misli ve daha fazla farkın fahiş olarak kabulü gerekir. Söz konusu maddenin uygulandığı hallerde 3.kişinin iyi niyetli yada borçlunun alacaklısından mal kaçırmak kastıyla hareket ettiği konusunu bilip bilmemesi önem arz etmemektedir. Somut olayda tasarrufa konu taşınmazın tapudaki satış bedeli 52.500.00 TL olarak gösterilmesine karşın tasarruf tarihindeki gerçek değerinin 229.505.00 TL. olduğu bilirkişilerin raporunda açıkça vurgulanmıştır. Dava konusu taşınmazın satış bedeli olarak 125.000.00TL.nin alıcı olan davalı ...’in eşi tarafından borçlu davalının oğlu olan ...’nın banka hesabına tasarruf tarihinde EFT yolu ile gönderildiği dosya içerisindeki banka cevabi yazılarından anlaşıldığı gibi bu bedelin ödendiği mahkemenin de kabulündedir. Bu nedenle ivazlar arasında bir misli veya daha fazla fark bulunmaması ve davalılar arasında yakın akrabalık ilişkisi olmaması nedeniyle olayda İİK.nun 278. maddesinin uygulama yerinin bulunmadığı, davalı üçüncü kişi olan Sedef’in borçlu davalının alacaklıları ızrar kastını bildiği veya bilmesi gerektiği hususunun da kanıtlanamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazları yerindedir, kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 750,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılara verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 5.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.