MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı Taha ...’e ait aracı haricen satın aldığını, aracın çalındığını, aracın maliki Taha ...’in başvurusuna rağmen sigortaca tazminat ödenmediğini, bunun üzerine müvekkilinin tazminat alacağını temlik aldığını ileri sürerek, 56.900,00 TL'nin yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hırsızlığın teminat dışı olarak gerçekleştiğini savunmuştur.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, aracın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 20/d maddesine göre devredilmediği, bu nedenle temlikname olsa da davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekilince temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigortası sözleşmesine dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davada, kazaya konu aracın, kaza sırasında haricen satıldığı, bu satışın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 20/d maddesi gereğince noter satışı yapılmadığı için geçersiz olduğu belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş ise de tarafların ve mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, davacının ruhsat sahibi sigortalıdan 22.04.2008 tarihli temlikname aldığı, temliknamede doğacak tüm alacak ve hakların ve bunlara ilişkin dava haklarının temlik edildiği hususlarında bir çekişme bulunmamaktadır. O halde,
davacının Borçlar Kanununun 162 ve 163. maddeleri anlamında hukuken geçerli bu yazılı temlike dayanarak temlik alan sıfatıyla dava hakkının mevcut olduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda mahkemece; davacının, kaza tarihinde malik ve sigortalı konumunda olan dava dışı sigortalıdan, aracın hasar alacağı ve rücu haklarını temlikname ile devraldığı gözetilerek, davanın esasına girilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 18.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.