MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların murisinin karıştığı kazada ölümü üzerine, dava dışı ...’in kazadaki % 20 kusuruna göre zorunlu mali sorumluluk sigortası olmaması nedeniyle 25.08.2005 tarihinde müvekkilince davalılara toplam 9.792,00 TL ödendiğini, ancak daha sonra anılan sigortasız araç sürücüsünün kazada kusurunun bulunmadığının anlaşıldığını, bunun üzerine davalılardan bu meblağın rücuen tahsili için icra takibi başlatıldığını, ancak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davayı kabul etmediklerini savunarak, % 40 kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece; toplanan delillere göre, davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, yanlışlıkla ödenen tazminatın rücuen iadesi istemine ilişkindir.
Davacı ... tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmayan aracın sürücüsünün kusuruna göre ödeme yapılmış, ancak davacının sorumlular hakkında açtığı davada verilen kararın kesinleşmesi ile, esasen kazada anılan sigortasız aracın sürücüsünün kusurunun bulunmadığı, buna göre davalılara yapılan ödemenin yanlışlıktan kaynaklandığı anlaşılmış ve bu dava açılmıştır.
Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ise de; davacı tarafça daha önce açılmış davada verilen kararın kesinleştiği 17.03.2008 tarihinde davalılara yapılan ödemenin haksız olduğu öğrenilmiştir. Buna göre açılan bu davada zamanaşımı bu tarihten işlemeye başlayacaktır.
Ayrıca, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/4. maddesi hükmüne göre, “Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.” Bu durumda, davanın da esasen trafik kazasına dayalı bir rücu davası olmasına göre davada bu hükme göre iki yıllık zamanaşımının uygulanması gereklidir.
Bu itibarla, yukarıda açıklanan iki hususa göre, zamanaşımının dolmadığı gözetilerek, mahkemece davanın esasının incelenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ... Hesabına geri verilmesine 05.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.