(2004 S. K. m. 97, 99) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Taraflar arasındaki istihkak iddiasının reddi davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulü dair verilen hükmün süresi içinde davalılar üçüncü kişi ve borçlu tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı alacaklı vekili, davalı borçlu aleyhine Konya 14. İcra Müdürlüğünün 2008/6422 esas sayılı takip dosyasında yapılan hacizde, diğer davalı üçüncü kişinin istihkak iddiasında bulunduğunu, mahcuzların borçluya ait olduğunu ileri sürerek, istihkak iddiasının reddi ile davalıların %40 kötü niyet tazminatına mahkum edilmelerini talep etmiştir.
Davalı borçlu vekili, haczedilen malların müvekkiline ait olmadığını haciz yapılan adreste önceden müvekkilinin faaliyet gösterdiğini, daha sonra bu adresten taşındığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı üçüncü kişi vekili, davaya konu malların dava dışı bir şirketten satın alındığını, borçlu ile bir ilgisinin bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece, haciz yapılan adreste haciz tarihinden hemen önce borçlunun ticari faaliyet gösterdiği, haciz anında hazır bulunan işçi Ahmet Parlak'ın borçlunun işçisi olduğu, üçüncü kişi adına istihkak iddia eden şahsın borçlu şirketin ortaklarından birisinin genel yetkili vekili olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüyle davalı üçüncü kişi RMF A.Ş.'nin 2.12.2008 tarihli haciz tutanağındaki mallara yönelik istihkak iddiasının reddi ile, mahcuzların borçluya ait olduğunun tespitine, kötü niyetli hareket etmesi sebebiyle mahcuzların %15'i oranındaki tazminatın davalı üçüncü kişiden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalılar üçüncü kişi vekili ve borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı borçlu vekilinin tüm, davalı üçüncü kişi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Uyuşmazlık, alacaklının İ.İ.K.7.nun 99. maddesine dayanarak açtığı istihkak iddiasının reddi istemine ilişkindir. Mahkemece takibin talikine veya ihtiyati tedbir yolu ile icranın durdurulmasına karar verilmediğine göre İ.İ.K.nun 97/13. maddesinde açıklandığı şekilde bu dava sebebiyle üçüncü kişinin tutumu sonucu, alacağın tahsilinin geciktiğinden söz edilemeyeceğinden alacaklı yararına %15 tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Ne var ki, bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün H.U.M.K.nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı borçlu vekilinin tüm, davalı üçüncü kişi vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle hüküm fıkrasının 2. bendinin tamamen hükümden çıkartılmasını ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 572.80 TL kalan onama harcının temyiz eden davalılar üçüncü kişi ve borçludan alınmasına 01.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy