MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 19.10.2010 Salı günü davacı ve ihbar olunan tarafından gelen olmadı. Davalı ... Oto. Tur. İnş. San. Tic. AŞ vekili Avukat ... geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı ... Oto. Tur. İnş. San. Tic. AŞ vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline kasko sigorta poliçesi ile sigortalı aracın, davalı tarafından işletilen servise bırakıldıktan sonra çalındığını ve daha sonra hasarlı halde bulunduğunu, sigorta bedelinin sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, sovtaj değeri düşüldükten sonra bakiye 17.500,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı dolduktan sonra dava açıldığını, müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, uyuşmazlıkta vedia hükümlerinin uygulanması gerekmesi nedeniyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı ve davalının kusuru ile aracın çalındığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, TTK'nun 1301. maddesi uyarınca kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Rücu davası, sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmış tazminat davası olup, davalının olaydaki kusurunu ve zararını ispat etmek zorundadır.
Somut uyuşmazlıkta, sigortalının, kasko sigortalı aracını, araç servisi olarak faaliyet gösteren davalı şirkete teslim ettiği ve aracın buradan çalındığı anlaşılmaktadır. Davalı vekili, aracın çalınmasında müvekkilinin kusurlu olmadığını, gerekli her türlü önlemi aldığını savunmuş olup, bu savunmasını kanıtlamak için de tanık delililine başvurmuştur.
Davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken, bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime bırakmıştır.
Mahkemece, davalının delillerininin toplanması için yasaya uygun olarak verilmiş kesin süre verilmediği gibi, 10.12.2009 tarihli duruşma tutanağı altında, posta pulu alındı ibaresi yer almaktadır. O halde, mahkemece, davalının gösterdiği tanıkların çağrılarak dinlenmesi, eksik işlem var ise, gerekli adli işlemler yapılmak üzere davalıya kesin süre verilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Rücu davalarında, zarar sorumlusu, sigortalıya ödeme yapmakla yükümlü olduğu gerçek zarar tutarını sigorta şirketine ödemekle yükümlüdür.
Bu durumda mahkemece, gerçek zararın tesbiti konusunda hasar uzmanı bilirkişiden alınacak rapor sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 750,00 vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 19.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.