MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın kaza sonucu hasarlandığını, davalı kasko sigorta şirketinin zararın teminat zaman dilimi dışında olduğunu belirterek ödeme yapmadığını açıklayıp, fazlaya dair haklarını saklı tutarak 9.250 TL hasar bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davanın kısmen kabulü ile, 8.351,73 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- TTK.nun 1269.ncu maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270.unci maddesi hükme gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 879.maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafatının alınması gerekmektedir.
Somut olayda, dain ve mürtehin sıfatı bulunduğu anlaşılan dava dışı ....., Şubesinin, tazminatın davacıya ödenmesine muvafakati olup olmadığı konusu araştırılmamıştır. Bu durumda, mahkemece, dain ve mürtehin sıfatı olan ...., Şubesinin muvafakatı Olup olmadığının araştırılması, bankanın muvafakatı sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi halde davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.
2-Kabule göre de; dava, trafik kazası nedeniyle kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
6762 sayılı TTK’unun 1279. maddesi hükmü uyarınca; Mukavelenin yapıldığı sırada sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimse, rizikonun gerçekleşmiş olduğunu yahut sigortacı rizikonun gerçekleşmesi imkanı kalmadığını bilmekte iseler sigorta mukavelesi hükümsüzdür.
Somut olayda, davacıya ait aracın hasarlandığı trafik kazasının 26.09.2006 günü saat 08.30 da meydana geldiği, kasko sigorta sözleşmesinin ise aynı gün kazadan sonra saat 14.00'de tanzim edildiği anlaşıldığına göre anılan yasal düzenleme gereği rizikonun gerçekleşmesinden sonra yapılan kasko sigorta sözleşmesinin geçersiz olması nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle dava, bozma nedenlerine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 11.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.