Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı üçüncü kişi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, ... 29. İcra Müdürlüğü’nün 2009/14524 Esas sayılı dosyasında, trafik kaydına 08.01.2010’da haciz konulan ... plaka sayılı aracın noterde yapılan sözleşme ile 21.10.2009’da davacı tarafından satın alındığını, mülkiyetin hacizden önce üçüncü kişiye geçtiğini belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, dava konusu aracın borçlu adına kayıtlı olması nedeni ile haciz koydurduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu aracın kaydına noterde yapılan sözleşme ile hacizden önce satın alındığı ve mülkiyetin üçüncü kişiye hacizden önce geçtiği“ gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Somut olayda davacı üçüncü kişi icra dosyası içinde istihkak iddiasında bulunmadan doğrudan dava açmıştır ve bunu engelleyen yasal bir düzenleme bulunmamaktadır.
Yapılan yargılama sırasında alacaklı vekili davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiş, ayrıca davadan haberdar olduktan sonraki süreçte haczin kaldırılması önünde herhangi bir girişimde de bulunmamıştır.
Öte yandan üçüncü kişi, İİK’nun 97/a maddesi uyarınca borçlu adına kayıtlı aracın mülkiyetini hacizden önce edindiğini noter satış sözleşmesi ile kanıtlamış ve davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuş, taraflarca asıl hükme itiraz da edilmemiştir.
Bu durumda yargılama giderleri ve vekalet ücretinden davanın açılmasına neden alacaklı tarafın sorumlu tutulması gerektiği dikkate alınmadan yazılı biçimde karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Kabule göre de; dava değeri olan 6.479,95.-TL alacak miktarı üzerinden nispi karar ve ilam harcının noksan hesaplanması hatalıdır.
Ne var ki, yapılan yanlışlıkların giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Davacı (üçüncü kişi) ... vekilinin yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın hüküm fıkrasının 3. bendindeki “Davacı Karayolları Trafik Kanunu’nun 20/e maddesinde belirtilen 1 aylık sürede satışı trafik tescile bildirmediğinden bu süreden sonra haciz konulması sebebiyle davalı takip alacaklısına dava açılmasında kusur izafe edilmeyeceğinden yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” tümcesinin çıkartılarak yerine “Dosyaya yapılan toplam 47,05.-TL yargılama giderinin ve davacı vekilinin talebiyle bağlı kalınarak 220,00 TL. Vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” tümcesinin, 4.bendindeki “127,14.-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazine’ye irad kaydına” tümcesinin çıkartılarak yerine “Alınması gereken 349,91.-TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 187,15.-TL harcın mahsubu ile bakiye 162,76.-TL harcın davalıdan alınarak Hazine’ye irat kaydına” tümcesinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişiye geri verilmesine 7.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy